Barış Psikolojisi

Barış, savaşın yokluğunu gerektirir. Ama barış, savaşın yokluğundan ibaret değildir. Barış, insanın kendi içindeki yıkım düzenini parçalama cesaretidir. Çatışmanın durması, barışın başlangıcıdır. Gerçek barış ise, insan ilişkilerinde adaletin, eşitliğin ve iyiliğin yeniden kurulmasıyle gerçekleşebilir. Bireysel ve toplumsal düzeyde içimizdeki karanlıkla yüzleşmeye cesaret edersek, kendi öfkemizi, nefretimizi, fanatizmimizi ve korkumuzu dönüştürebilirsek gerçek barış tecrübesini yaşamak mümkün olabilir. Barış, yapısal ve kültürel dönüşümü zorunlu kılmaktadır. Barış, toplumun derin kültürel yapsında ve bireyin iç dünyasında yaratılan ontolojik bir pratiktir.

Hakikat ve selamet, yaşanılarak yaratılan durumlardır. Özgürlük, akılla mümkündür. Hakikat, deneyerek, yaşayarak ve aklederek oluşur. Dışarıda aranılmayı ve keşfedilmeyi bekleyen bir hakikat yoktur. Hakikate sahip olunmaz. Hakikat, dışarıda aranmaz. Hakikat, bulunmaz. Hakikat, yaşayarak yaratılır. Hakikat, yaşanılır ve yapılır. Dogmatizme, donukluğa, kapalılığa, katıılığa, metin-kaynak-kişi-kurum tiranlığına ve otoritesine teslim olmayan bireyler, hakikatler ürütebilirler. Bireysel irade ve akılla gerçekleşen özgürlük, insanın etik, psikolojik ve ontolojik yükümlülük kaynağıdır. Kendi varoluşunu sorgulayıp yeniden kurabilen insan, hakikatleri, hürriyeti ve barışı birlikte üretebilir.

Militarizm, milliyetçilik ve dogmatizm, barışın en keskin düşmanlarıdır. Hayatı güvenlikleştirme saplantısına indirgeyen ve şiddeti mutlak değer olarak kutsallaştıran militarizm, insanı, disipline edilmiş bir araca ve nesneye dönüştürür. Aidiyeti mutlak bir kimliğe dönüştüren milliyetçilik, farklılığı tehdit olarak kurgular. Fanatizm, yalnızca dışsal bir tehdit değildir. Fanatizm ve doğmatizm, insanın kendi korkusunu kutsallaştırdığı içsel despotizmdir. Barış, yalnızca yasalar ve otoriteyle sağlanmaz ve gerçekleşmez. Barış, aklın, vicdanın ve özgür iradenin eylemiyle doğar.

Tarih boyunca bedevi zihniyet olarak nitelenebilecek fanatizm ve doğmatizm biçimleri, çok farklı şiddet ve savaş sapkınlıkları üretmişlerdir. İnsani metinleri insanüstü ve ötesi kaynaklara dönüştüren doğmatizm, insani kaynaklardan mutlak buyruklar uydurmuş, korku ve cezayı temel alan bir itaat kültürü yaratmıştır. Güç ve itaati kutsallaştıran bedevi zihniyet, bireyi sorgulamadan kendi şiddet ve ölüm mekanizmasının parçası hâline getirmektedir. insanın ruhunu ve aklını körelten ve katılaştıran bedevilik, fanatizm ve doğmatizm zincirlerinden özgürleştiği takdirde birey, barışı ve özgürlüğü yaşayabilir ve yapabilir. Barış, yaşanılan ve yaratılan bir tecrübedir. Yüceltilmiş ve mutlaklaştırılmış otoritelerin ardına sığınmak, hakikati, hürriyeti ve selameti yok etmektedir. Özgür düşünme, akıl ve vicdan, barışın ve hakikatin zorunlu kaynağıdır ve koşuludur.

Bilinmeyene duyulan korkudan beslenen fanatizm, şiddeti meşrulaştırmaktadır. Militarizm, milliyetçilik ve dogmatizm, fanatizm mekanizmalarını sistemleştirmektediir. Barış, toplumsal bir ideal ve değerden ibaret değildir. Barış, bireyin kendi içindeki fanatizmi, korkuyu ve öfkeyi dönüştürme cesaretidir ve deneyimidir. Oluş aklı, insani dönüşümü sağlayan kaynaktır. Akıl, sorgulayan yaratan ve dönüştüren güçtür.