ÖLÜM SON DEĞİLDİR! Cuma -Tefekkürü boyut!

ÖLÜM SON DEĞİLDİR!Cuma -Tefekkürü boyut!

AHMET MARANKİ

Ruh,Allah Teâlâ'nın yarattığı yaratılmış, yetiştirilmiş konumdadır, sonra ebedîdir; ölümünden maksat ise bu ruhun cesetten ayrılmasıdır. Âl-i İmrân suresi'nde

"Her nefs (canlı) ölümü tadıcıdır. (Her an tatmaktadır)"(Âl-i İmrân, 185.) buyrularak her canlının ölümüne mahkûm olduğu takrir edilmiştir.

Hatta ölüm hayattan daha gerçektir.

Zira hayat yaşam anlamının vuku bulmasından önce yoktu, olmayabilirdi de. Ama hayat varsa ölüm kesin olacaktır. Bu yönüyle ayette geçen "Ölümü ve hayatı yaratan O'dur"(Mülk, 2.) ibaresinde ölüm kelimesi hayattan önce takdim edilmiştir.

Hadislerde ölene kadar insanların uyku halinde olduğu zikredilmektedir! Ayrıca "İnsanlar gaflet uykusundadırlar, öldüklerinde uyanacaklardır" gibi benzer ifadeler Hz. Ali (r.a)'dan da nakledilmiştir.

İslam inancına göre ölüm sadece bir hâl değişikliğidir!!!

Özetle ölümün anlamı, ruhun cesetten ayrılmasından sonra bedenin ruhun tasarrufundan kesilmesi ve bir âleti olmaktan çıkmasıdır.

Ruh cesetten ayrıldıktan sonra, nimet ya da azap içinde kalır.

Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyatında ölüm hakikatine, tamamen optimist bir o kadar da gerçekçi bir yaklaşım sergiler!

Ölüm, bu âlem-i fenadan âlem-i bekaya ve âlem-i nura gitmek için bir terhistir!

"En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp ahiretine çalışarak, gençlik hevesatına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ölümü düşünen, hubb-u dünyadan kurtulur ve ahiretine ciddi çalışır" diyerek de ölüme yeni bir bakış açısı kazandırmıştır!

Ölümün; kendisinden ürkülecek, korkulacak ve kâbus haline getirilecek bir şey olmaktan ziyade özetle yeni bir yolculuk, eski dost ve ahbaplarına kavuşma vesilesi, dünya sıkıntılarından azâd olma, geçici dünya hayatından kalıcı aslî vatana dönüş ve imtihan karşılığı alacağı ücret mahalli gibi cihetlerini ön plana çıkartarak ölümü muhatabına adeta sevdirir!

KAİNAT, İNSANVE ÖLÜM!!!

Örneğin kışın gelmesiyle yapraklarını döken, boynunu büken ağaçlar, baharın gelmesiyle daha taze yapraklarıyla yeni hayatlara doğar.

Toprağa atılan bir tohumun şeklen çürümesi aslında yeni sümbüllere başlangıç olması için elzemdir.

Meyve ve nebatatın tüketilmesi ile meydana gelen ölümleri yeni vücutlara sebep teşkil eder. Bediüzzaman bu mevzuyla alakalı olarak der ki:

"Ölüm, süreten göründüğü gibi dehşetli değil. Çok risalelerde gayet kat'î, şeksiz, şübhesiz bir surette, Kur'an-ı Hakîm'in verdiği nur ile isbat etmişiz ki: Ehl-i iman için ölüm, vazife-i hayat külfetinden bir terhistir; hem dünya meydanındaki imtihanda, talim ve talimat olan übudiyetten bir paydostur; hem öteki âleme gitmiş Yüzde doksan dokuz ahbab ve akrabasına kavuşmak için bir vesiledir; hem hakikî vatanına ve ebedî makam-ı saadetine girmeye bir vasıtadır; hem zindan-ı dünyadan bostan-ı cinana bir davettir; hem Hâlık-ı Rahîminin fazlından, kendi hizmetine mukabil ahz-ı ücret etmeye bir nöbettir. Madem ölümün mahiyeti hakikat noktasında budur; ona dehşetli bakmak değil, bilakis rahmet ve saadetin bir mukaddemesi nazarıyla bakmak gerektir.

Hem ehlullahın bir kısmının ölümden korkmaları, ölümün dehşetinden değildir. Belki daha fazla hayır kazanacağım diye, vazife-i hayatın idamesinden kazanacakları hayrat içindir. Evet, ehl-i iman için ölüm, rahmet kapısıdır. Ehl-i dalalet için, zulümat-ı ebediye kuyusudur." ifadeleriyle ölümü farklı bir tefekkür boyuta taşımıştır!

ÖLÜME MUHAMMED'İ BAKIŞ!!!

Enes (r.a.)'in rivâyet ettiğine göre Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: