Özlem Yüzak

Cumhuriyet

Akıl, bilim ve üniversite neden hedefte

Zorlu günlerden geçiyoruz. Ülke içinde her gün üzerine bir yenisi eklenen sorunlar yumağı, dünyada ise herkesi derinden etkileyecek yeni bir düzenin senaryoları yazılıyor. Böyle bir tabloda, Türkiye'nin en saygın üniversitelerinden biri olan Boğaziçi Üniversitesi'ne kayyum rektör atanmasıyla başlayan beş yıllık sürecin ne anlamı var diye sorabilirs

Yıkım çağına girerken... Münih Konferansı...

Akın Gürlek'in adalet bakanı olarak göreve başlaması, Bilal Erdoğan'ın AKP genel başkanlığına hazırlanacağına dair güçlü iddialar... Muhalefetin bastırıldığı, iktidarın içeride elini daha güçlendirmek için her yolu denediği bu süreçte gözden kaçırdığımız daha büyük bir mesele var: Dünya düzeni çökerken biz nereye bakıyoruz Bugün Almanya'da başlayan

Orada kimse var mı

17 Ağustos depremi yaşanalı henüz birkaç gün olmuştu. adır, battaniye, lamba gibi gerekli malzemeleri arabaların arkasına atıp koşmuştuk Gölcük'e. Depremzedelerin korku, acı ve yardım isteyen bakışları arasında yardımları dağıtırken biz de gözyaşları içinde dertlerine ortak olmaya çalışıyorduk... Onlar kadar yakından yaşamamış olsak da biz de İstan

Yeni Dünya Düzeni: Avrupa-Hindistan Hattı... Türkiye nereye

Geçen haftaki yazımı "Yeni Dünya Düzeni" üzerine kurmuştum. Zaten Davos'ta da ağırlıklı olarak masaya yatırılan buydu. Birkaç gün önce imzalanan AB-Hindistan serbest ticaret anlaşması, bu yeni dönemin yalnızca bir "ticaret" başlığı olmadığını; jeopolitik, tedarik zinciri ve ittifak arayışlarının iç içe geçtiği yeni bir küresel düzenin hızlandığını

Davos'ta yeni dünya düzeni: Kim masada, kim mönüde

Davos, uzun yıllar boyunca küresel kapitalizmin vitriniydi. Dünya Ekonomik Forumu'nun Alp Dağları'ndaki bu küçük kasabada düzenlenen toplantılar, "patronlar kulübü" olarak anılırdı. Küresel ekonominin kuralları burada konuşulur, hegemon güçlerin stratejileri burada şekillenirdi. Son yıllarda neoliberal politikaların yarattığı derin eşitsizlikler, i

'Yardımsever Trump' ve yeni emperyalizm

Donald Trump iki halka birden "yardım" vaat ediyor. İranlılara "Özgürlük yakında" diyor, protestoculara sesleniyor. Venezuela'da ise iş daha da ileri gitti: Devlet Başkanı Maduro'nun fiilen kaçırılıp ABD'de yargılanmasıyla sonuçlanan bir müdahalenin ardından, ülkeyi "yönetmekten" ve petrolünü "almaktan" söz ediliyor. Söylem tanıdık: Halklara yardım

Dünya neden artık kurallarla yönetilmeyecek

"Dünya kurallardan uzaklaşıp güce dayalı bir düzene geçiyor" cümlesi bugün sıkça kuruluyor. Ama dürüst olalım: Bu bir geçiş değil, bir itiraf. ünkü zaten dünya çoktan bu noktaya gelmişti. Şimdi olan şey, bunun artık gizlenmemesi. Hepimiz iyi biliyoruz: Libya, Irak, Suriye, Gazze... Bu ülkeler yıllar önce "insani müdahale", "kitle imha silahları", "

Kama muta...

Yılın son günü. Artık geleneksel hale getirdiğim birkaç saat... Sadece kendime ayırdığım... Sabahın erken saatlerinde vapur ile Büyükada'ya gidiş; sessizliğin içinde evlerden uzaklaşarak ormana doğru yürüyüş... Ardından tarihi Splendid Otel'de küçük bir kahve molası... Elimde kitabımla bir köşeye yerleşiyorum. Otel dolu sanırım. Benim yaşlarımda 6-

Postneoliberal uzlaşı... Ve asgari ücret kıskacında Türkiye

2026'ya girerken dünya ekonomisinde sessiz ama derin bir kırılma yaşanıyor. Son kırk yılın hâkim paradigması olan neoliberal düzen artık yalnızca eleştirilmiyor; yerine ne konulacağı ciddi biçimde tartışılıyor. Üstelik bu tartışma, marjinal çevrelerin değil, bizzat sistemin merkezinin gündeminde. Bu dönüşümün en çarpıcı sahnesi ise ironik biçimde A

Demokrasinin 12 kırmızı alarmı... ABD... Türkiye...

ABD'nin saygın gazetelerinden New York Times'ın editör kurulu önceki gün ülkelerinin otokratik bir rejime savrulduğunu söyleyerek "demokratik erozyonun 12 kırmızı alarmını" yayımladı. Alarm listesinin her maddesi bize fazlasıyla tanıdık. 1. alarm: Yasamanın devre dışı bırakılması. Trump, "Benim çok güçlü bir yetkim var" diyerek Kongre'yi bypass edi