Yazar, Bursa'da gerçekleştirilen Bediüzzaman Mevlidi etkinliğinin başarısını anlatırken, aynı günde yaşanan Bursaspor şampiyonluğunu da hatırlatır. Her cemaatin ve grubun kendi değerlerini kutlama hakkının olduğunu ifade eder, ancak farklı toplumsal katmanların sevinç kaynakları arasındaki mesafe sorgulamaya açık mı?
Allah'a şükür, bir "Bursa Ulu Cami Bediüzzaman Mevlidini" daha, yüzümüzün akıyla deruhte ettik.
Kardeşlerimiz sağolsunlar, kaç haftadır, günlerce canhıraş bir gayretle çalışıp, çok güzel hizmet ettiler.
Mevlid günü için hava vaziyetine baktığımda, "gök gürültülü, yağmurlu" gözüküyordu. Her cemaatî faaliyetimizin açık havada yapılan icraatlarında yaptığımız duayı tekrar yaptık: "Ya Rabbi! Mevlidimize müsaade et! Rahmetin daha sonra bolca gönder!" Hakikaten de, Rabbimiz müsaade etmişti. Güzel bir havada mevlidi icra ettik.
Memleketin çeşitli köşelerinden kardeşlerimiz, akın akın gelmiş, davetimize icabet etmişlerdi. "A'dan Z'ye kadar" derler ya, Adana'dan tek başına "Şevket Ünlü," Zonguldak Ereğli'den de, "Bilâl Deniz" bu harflere masadak olmuştu.
ok güzel, muhabbetî hâllerin tezahür ettiği, kardeşlerin birbirini kucakladığı, uzun müddettir birbirini göremeyenlerin hasret giderdiği bir zemin teşkil etmişti.
Bu arada, mevlid gününe bitirilmek üzere, "1001 hatim" diye başlanıp, 1500'e yakın hatim indirilmesi de, işin mânevî cihetinin bir tezahürüydü.
Bir de tevafuk oldu. Okunan mevlidler, her ne kadar Bediüzzaman mevlidi" olsa da, hep "en başta Peygamber (asm)" olmak üzere, diğer silsile şeklinde tâkib eden muhterem ve mubarek zatlara da okunur ya, işte mevlid okuttuğumuz günün ertesi günü, milâdî tarihe göre, Hz. Peygamberin (asm) tevellüdünün, yani doğumunun günüydü. İşte bu da güzel bir tevafuk oldu, iyi denk geldi.

7