Kalpve beden, İslamiyet'e uymalı

Kalp temizliği iddiası, bedenin İslami kurallara uymasından bağımsız olabilir mi yoksa bu ikisini ayırmak kendi kendini kandırmak mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, sadece kalp temizliğine vurgu yapıp bedeni İslami kurallara uymayan kimseleri dinden çıkmış saymakta ve bu tutumun aldatılgan olduğunu iddia etmektedir. Bu iddiayı, inanç ve eylemin birbirinden ayrılamaz olduğu şeklinde temellendirmekte; fıkıh âlimlerinin emirlerine uymanın ve ihlas sahibi olmanın insana Cennete gidebilmesinin garantisi olacağını öne sürmektedir. Peki, insanın sadece iç dünyasına göre değil de dışsal davranışlarına göre yargılanması, insan özgürlüğü ve vicdanın özerkliğine ne kadar uygun?

His organlarını ve bedenini İslamiyyet'e uydurmayanların "Kalbim temizdir, sen kalbe bak!" demeleri boş laftır!

Sual: İslamiyet'in emirlerini yapmayarak ve yasaklarından sakınmayarak, kalbin temiz olması mümkün müdür

Cevap: Kalb ve beden ile, İslamiyet'in emir ve yasaklarına uymalı, kalp, gafletten uyanık olmalıdır. Kalbi uyanık olmayan yani Allahü teâlânın varlığını, büyüklüğünü, Cennet nimetlerini, Cehennem ateşinin şiddetini hatırlamayan, düşünmeyen kimsenin bedeninin İslamiyet'e uyması güç olur. Fıkıh âlimleri fetvaları bildirirler. Bunların yapılmasını kolaylaştırmak, Allah adamlarının işidir. Bedenin İslamiyet'e severek ve kolay uyması için, kalbin temiz olması lazımdır. Fakat yalnız kalbin temiz olmasına, ahlakın güzel olmasına ehemmiyet verip, bedenin İslamiyet'e uymasına ehemmiyet vermeyen kimse, mülhiddir, dinden çıkmıştır. Bunun nefsinin parlaması ile hasıl olan gaybdan haber vermek, hastaları okuyup üfleyip iyi etmek gibi âdet dışı başarıları istidrâc olup, kendisini ve buna uyanları Cehenneme sürükler. Kalbin temiz ve nefsin mutmainne yani uysal olduğunun alameti, bedenin İslamiyet'e seve seve uymasıdır. His organlarını ve bedenini İslamiyyet'e uydurmayanların; "Kalbim temizdir, sen kalbe bak!" demeleri boş laftır. Böyle söylemekle kendilerini ve etrafındakileri aldatmaktadırlar.

Sual: Bir kimse sadece iman etmekle kurtulabilir mi

Cevap: İslam âlimleri ve tasavvuf büyükleri buyuruyorlar ki:

"İnsana vacip olan birinci vazife, iman ve amel ve ihlas sahibi olmaktır. Dünya ve ahıret saadetleri, ancak bu üçüne kavuşmakla elde edilir. Amel, kalp ve dil ile, yani söz ve beden ile yapılacak işler demektir. Kalbin işleri, ahlaktır. İhlas, amelini yani bütün işlerini, ibadetlerini, yalnız Allahü teâlânın rızasına, sevgisine kavuşmak için yapmak demektir."