Diş dolgusu, gusle mâni midir

Diş dolgusu fetvası üzerinden masonry ve dini reformizm suçlaması yapan yazı: tarihi kaynaklar gerçekten hileli tercüme mi, yoksa zamanın değişen fıkhi ihtiyaçlarını görmezden gelmek mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, diş kaplaması ve dolgusunun caiz olduğunu bildiren 1913 tarihli fetvayı mason ve reformcu din adamlarının hileli çabası olarak suçlamaktadır. İddiasını desteklemek için İslam fıkıh âlimlerinin hiçbirinin bu işlemleri zaruret saymadığını öne sürmektedir. Ancak yazıda sıraladığı belgelerin kendisi mi yanlış yorumlanmış, yoksa yazarın seçici okuyuşu mu, bu soruyu cevaplamadan yazı kendi açmazını kapatıyor.

Diş kaplatmanın ve doldurtmanın zaruret olduğunu, Hanefî fıkıh âlimlerinden hiçbiri bildirmedi.

Sual: Diş dolgusu ve kaplaması gusle mâni midir

Cevap: Diş doldurtmanın caiz olduğunu söyleyenler, Sebil-ür-reşâd mecmuasında 1913 senesindeki yazılı fetvayı ileri sürmektedirler. Bu derginin yazarlarından Manastırlı İsmail Hakkı, sinsi bir masondur. Bunlardan İzmirli İsmail Hakkı ise, mason Abduh'a aldananların başında gelmektedir. İttihatçıların gözlerine girerek medreselerde hoca olmuş ve Abduh'un reformcu fikirlerini yaymaya çalışmıştır. Zehirlediği talebesinden Ahmed Hamdi Akseki'nin Telfîk-ı mezâhib kitabına yazdıkları, onun içyüzünü göstermektedir.

İsmail Hakkı, dişleri altın tel ile bağlamanın caiz olup olmaması hakkında, fıkıh âlimlerinin bildirdiklerini yazmış, dişlerin gümüş yerine, altın tel ile bağlanmasının zaruret olduğundaki âlimlerin söz birliğini bildiren kitapları, mesela Siyer-i kebîr şerhini ileri sürerek, diş meselesi bir zarurettir demiştir. Hâlbuki, kendisine sorulan; dolgu veya kaplaması olan kimsenin gusül abdesti sahih olur mu sualidir. O ise, hileli cevap vermiştir. Bu hareketi, ilimde sahtekârlıktır. Ayrıca bu hileleri ile de iktifa etmemiş, İslam âlimlerini kendine yalancı şahit göstermekten çekinmemiştir.

Diş kaplatmanın ve doldurtmanın zaruret olduğunu, Hanefî fıkıh âlimlerinden hiçbiri bildirmedi. Zaten fıkıh âlimleri zamanında diş kaplatmak, dolgu yaptırmak yoktu. Vesika olarak ileri sürdüğü Siyer-i kebîr şerhi tercemesinde, İmâm-ı Muhammed Şeybânî'nin, dişi düşen kimsenin, bunun yerine altından diş koymasına yahut altından tel ile dişleri bağlamasına caiz dediği yazılıdır. Diş kaplatmak yazılı değildir.