Siyasetin çarkları arasında ezilen sıradan hayatlar
İBB davasında yüzlerce gündür tutuklu olan kişiler mahkemede "neden buradayım" diye sorduğunda, cevap siyasi maslahat mı olmalı, yoksa adalet sistemi mi sorgulanmalı?
Yazar, İBB davasının siyasi olduğunu savunarak, suçlaması net olmayan, hiçbir delili bulunmayan insanların cezaevlerindeki insan hakları ihlalleriyle birlikte tutuklu kalmasını sorguluyor. Mahkemenin ara kararında 18 kişi tahliye edilirken, hakkında iddianame dahi yazılmamış olanlar bir yıldır içeride kaldıktan sonra, bu durumu sadece "siyasi kimlik" ile açıklamanın yeterli olup olmadığını soruyor.
İBB ve Ekrem İmamoğlu davasının duruşmaları 9 Mart'ta başladı. 20 gün kadar duruşma yapıldı. Mahkemenin ara kararında 18 kişi tahliye edildi.
Duruşmalar başladığında haliyle odak Ekrem İmamoğlu ile mahkeme heyeti arasındaki tartışmalar, gerilimler oldu. Günler geçtikçe isimlerini sadece tutuklular listesinde gördüğümüz, davada nereye oturduğunu bilemediğimiz, işin kötüsü kendilerinin de bilmediği kişiler savunmalarını yapmaya başladılar. Çoğu 300 gündür tutuklu olan onlarca isim tek tek konuşmaya başlayınca da siyasi bir kavgaya kurban giden bireysel hikayeler duyulmaya başlandı. İmamoğlu davasının asıl amacının neden siyasi olduğuna dair bu köşede çok yazıldı.
Ancak hızla kaydırılan sosyal medya akışlarında bireysel isyanları seslendiren savunmalar öne çıktı. Bu isyanlar sadece mahkeme kararlarıyla ilgili tutarsızlıkları değil Türkiye'de cezaevlerinin durumuna dair de iç yakan, pek görülmeyen, görülmek istenmeyen, sadece yaşayanın gündemi olan bilgileri de ortaya döktü. İsteyen internette ifadelerin tüm metinlerine ulaşabilir. Sadece iddialara cevapları değil bireysel yaşanmışların bir kısmını görmekte fayda var.
İBB'de yazılım mühendisi Iraz Bayrak:
"Ben neden İstanbul Senin'de yönetici olmakla suçlanıyorum Bu da çözemediğim bir konu. Veriye erişimim yok, projede hiçbir zaman çalışmadım, yönetim panelinde yokum, adım dahi geçmiyor ama ben bu projeden veri temin edip bunu da yurtdışına sızdırmakla suçlanıyorum."
"Ulaş Yılmaz, Yusuf Utku Şahin'in şu an burada olduğunu biliyorum az önce soru sordukları için ama görüntülerini bile bilmiyorum. 'Arkanı dön şu' hani diye göster derseniz ben gösteremem bu iki beyefendiyi, çünkü tanımıyorum. Hiçbir irtibatım da yok kendileriyle; yani mail, mesaj ya da farklı... yani dumanla mı artık yani yok öyle bir irtibatım. Tanımıyorum kendilerini. İddianamede de buna dair bir mail, mesaj ya da beyan yer almıyor, zaten alamaz. Yani İstanbul Senin projesinde hiç yer almadım, bunu çok net bir şekilde söylüyorum."
"Şimdi ben 26 yaşındayım, son altı ayımı cinayet koğuşunda geçiriyorum."
Reklam İst çalışanı Yusuf Utku Şahin:
"Sayın Başkan, ben aslında bir ifadeden dolayı tutuklanmış biriyim. İddianamenin sadece tek bir yerinde, Emrah Yüksel'in ifadesinde geçen bir kısımda adım geçiyor. İddia makamı tarafından karşıt bir delil sunulmadığı halde tutuklandığım için, bugün size aslında "yok olanı" ispat etmeye çalışacağım."
"60 tane dolandırıcının içinde yatıyorum Sayın Başkan. O bencil adamlar bile halime acıdılar; yatağıma ballı sütler getirdiler, zencefilli karışımları pipetlerle içirdiler. Bir ara "Ben burada öleceğim herhalde, buradan çıkışım yok" dedim. Şu an vücudumda yaralar çıktı Sayın Başkan. Siz şimdi "Evladım niye doktora çıkmıyorsun" diyeceksiniz ama cezaevinde revire çıkmak, uzaya mekik göndermek kadar zor. Kaç kere dilekçe yazdım, kaç kere söyledim; yaralar ellerime kadar sıçradı. Annem görüşte gördü, üzülmesinler diye saklayayım dedim ama yalvardı; şu an çok kötü durumdayım. Ancak 7-8 dilekçeden sonra revire çıkabildim. İlla ölüme ramak mı kalması lazım bir doktor hizmetinden faydalanabilmek için"
İBB Dijital İletişim Koordinatörü Ulaş Yılmaz:
"Bu çöp poşeti bende bir travmaya yol açtı. Onun sebebi de şu: Ben bizim bölmeye girdiğimden bu yana bizim bölümden iki kişi öldü. İlki, ben geldiğimde götürülmüştü, soğuk algınlığından ölmüştü. Sonra da bir gün geldiler, 'Eşyasını teslim edin' dediler. Koğuşun kapısına çöp poşetiyle eşyaları konuluyor. Diğer kişi benim elimde öldü, kalp krizi geçirdi, dilini yuttu, morardı, damarları şişti. Şimdi yapabileceğimiz şey dilini çıkarmak, çıkarmaya çalışmak. Butona hızla basıp kapıyı yumruklayarak bu demir kapının ardından birilerinin gelmesini istemek. Önümüzde öldü adam. Götürdüler"
"Yaşlıları biz koruyoruz cezaevinde. Duşlarını yapamıyorlar, ilaçlarını alamıyorlar. İçinde bulunduğumuz durumda, bu soruların hiçbirinin yanıtı yok. Yanıtı yok gerçekten."
Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük:

5