Emperyalizmin ahlakı

Emperyalizm kültür silahıyla dünyayı aynılaştırırken, insan onuruyla direnişin çelişkiyi çözeceğini iddia ediyor ama gerçekten acı çekmenin kendisi değişime yeterli midir?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, emperyalizmin asıl gücünün ordu değil kültürel dayatma olduğunu savunur; tüketim, medya ve dini kurumlar aracılığıyla insanlığın değerlerinin yok edildiğini ileri sürer. Yazar bu sistemin çelişkisinin insan onuru ve ulusal bilinç tarafından kırılabileceğini öne çıkarsa da, bu direncin somut biçimleri ve başarı koşulları belirsiz kalmıyor mu?

Tüm dünyada emperyalizmin süslerle gizlediği kokuşmuş ahlakının açığa çıkışı yaşanıyor.

Yaşadığımız, insanlığa küreselleşmeyle dayatılanın insanın özgürlüğünü hiçe sayan, onu kendi yaşamına ve dünyaya yabancılaşmaya yol açan bir
kültür olduğunun görünür duruma gelmesidir.

Emperyalist kültürün insanı düzenin kölesi yapan, paranın imparatorluğu için insanlık değerlerini daha fazla kâr uğruna yok eden bir kültür olduğunun açıkça görülmesidir.

ökmekte ve çürümekte olan, insanı alçaltan emperyalizminin düzenidir.

EMPERYALİST KÜLTÜRLE GELEN

Emperyalizmin günümüzdeki küresel egemenliği asıl olarak ordularının gücüyle değil, günlük yaşama kültürel saldırısıyla gerçekleşti.

Emperyalizmin kültüre müdahalesi sonucu oluşan egemenliği, ulusal ve yerel kültürleri, değerleri, insanlığın birikimlerini yok etmeyi amaçladı.

Meta üretimi markaya, vitrine, reklama, sunuma, yaşamın her alanına seslenen medyatik ilişkilere ve araçlara dönüştürüldü.

Her şeyin metalaştırıldığı dünyada emperyalist kültür kendi yaşam biçimini sermayenin, iletişimin, teknolojinin desteğiyle dünyaya pompaladı.

TÜKETİM EMPERYALİZMİ

Emperyalist piyasa kimlere nelerin sunulacağının kararını verdi. Haber ajanslarıyla, TV kanallarıyla, film şirketleriyle, reklam firmalarıyla yapılaşmadan otomobile, satış merkezlerinden satılan ürünlere, dinlenen müziklerden okunan kitaplara, giyilen her şeyden yenilen içilen, kullanılan her şeye aynı "tüketim" dayatıldı.

Kültür ve yaşam biçimi dayatmasıyla dünya aynı şeyi düşünüp duyumsar hale getirildi; her şey, her yer, her kişi birbirine benzemeye başladı.

Adı 1940'lardan beri duyulan "Amerikan yaşam biçimi", ürünleriyle, günlük yaşam biçimiyle, alışkanlıklarıyla ve her şeyiyle egemenliğini perçinledi.

Emperyalizmin ideolojik silahı haline gelen iletişim araçları, "ideolojilerin tükendiği", "ulusların ve ulus devletlerin bittiği" yanılsamasından yola çıkarak etkisi ve gücüyle yaşama biçimini belirler konuma geldi.

Her şeyin magazinleştirilmesi, uyuşturucu, çeteleşme, nihilizm-yaşamın boşluğu, tarikatçılık, falcılık, büyücülük, mistisizm günlük yaşamın vazgeçilmezleri haline getirildi.

"Televizyonların aynası" haline gelen insanlardan oluşan toplumlar yaratıldı.

Küreselleşen emperyalizmin, insanlığın yaşama biçimine müdahalesi, dayatması, baskısıyla var olan kültürleri yağmalaması, özünü boşaltması, egemenliği altında tutması, yok etmesi demektir kültür emperyalizmi.