Yazı, ülkedeki emeklilerin yaşam koşullarının insan onuruna aykırı olduğunu eleştirerek, Batı sendikacılığının uyguladığı özel emekli fonları modelini Türk sendikalar için çözüm olarak sunuyor. Bu fonlar aracılığıyla işçiler ikinci emekli aylığı alırken, sendikaların sosyal tesisler kurması da mümkün hale geliyor. Ancak bu model gerçekten Türk işçi sınıfı için uygulanabilir bir çözüm müdür, yoksa yalnızca formalize olmuş batılı işçi hareketinin imtiyazlarından bahsediliyor mu?
Uzun bir çalışma döneminin sonunda emeklilik kişinin huzur içinde geçim kaygısı olmadan sevdikleri ile geçireceği bir kavram olmalıdır. Oysa ülkemizde emeklilik birçok çalışan için böyle olmaktan çok uzak, zor yaşam koşulları sunan umutsuzlukla dolu aylar anlamına gelmektedir. Günümüzün olumsuz ekonomik koşullarında emekliler ayda 21 bin lira ile geçinmek zorunda bırakılmaktadır. İnsafa ve vicdana sığmayan bu emekli aylığı emeklilerin büyük çoğunluğu için yaşamı çekilmez, dayanılmaz duruma getirmektedir.
Siyasal iktidar, insanlık onuru ile bağdaşmayan bu yaşam biçimini emekli yurttaşlarımıza sunmakta bir sakınca görmemektedir. Emekli yurttaşlarımız hak etmedikleri böyle bir yaşama katlanmak zorunda bırakılmaları bir insanlık suçudur.
Düşük emekli aylığı ile yaşamak zorunda bırakılan emeklilerimizin bu çok önemli sorunu çözümsüz değildir ve bu çözüm siyasal çemberin dışında gerçekleştirilebilir. Batı ülkelerinde işçi sendikaları üyelerine rahat bir emekli yaşam sağlamak için özel emeklilik fonları (pension plan) kurarak üyelerinin ikinci bir emekli aylığı almasını sağlamaktadır. Sendikaların kurduğu bu fon sendika üyesinin hangi koşullarda ne kadar özel emekli aylığı alacağını belirlemekte ve sendika toplusözleşme pazarlık sürecinde işverenlerin bu fona her ay her işçi için belli bir prim ödemesini öngörmektedir. Sendika bunu işverene kabul ettirebilmek için ücret ve sosyal haklarda anlaşacağı zammı biraz düşük tutarak emekli fonuna prim ödenebilmesi için işverene bir aralık tanımaktadır. Örneğin toplu pazarlıkta toplam yüzde 15 zam yerine yüzde 12 zam yapılamasını ve yüzde üçlük bölümün her işçi adına Emeklilik Fonu'na yatırılmasını işverene kabul ettirebilmektedir. Böylece toplusözleşmenin işverene maliyeti yüzde 15 olarak kalmaktadır
EMEKLİ FONU ÖNEMLİDİRBu yoldan kurulan emekli fonları Batı sendikacılığında, özellikle ABD'de, çok büyük tutarlara ulaşmakta ve sendikalara akıl almaz boyutta parasal güç sağlamaktadır. Sendikalar bu fonlarla hem üyelerine ikinci bir emekli aylığı verebilmekte hem de sosyal tesisler, ucuz gıda merkezleri kurabilmektedirler. Bu fonların kötü amaçla kullanıldığı da olmuştur. Amerikan Teamster (Nakliyat-İş) Sendikası'nın başkanı Jimmy Hoffa, sendikanın emekli fonlarını Las Vegas kumarhanelerinde değerlendirip kendine çıkar sağlayabilmek için kumarhanelere yüksek faizli borç olarak vermiş ve geri alamamıştır. (Hoffa en son bir kumarhane sahibi ile bir lokantada görülmüş ondan sonra kendisinden haber alınamamış, cesedi bile bulunamamıştır.)

3