Yazar, Köy Enstitülerinin Türkiye'nin en önemli eğitim devrimi olduğunu ve UNESCO tarafından örnek gösterildiğini savunmaktadır. Köy nüfusunun eğitim sorununu çözmek amacıyla kurulan sistem, üretim odaklı ve demokratik eğitim ilkeleriyle çalışmış ancak 1954'te kapatılmıştır. Peki, bugün aynı sorunlarla karşı karşıya olan eğitim sistemimiz, kapatılan bu modelden neden ders almıyor?
Kuruluşunun 86. yılını kutladığımız Köy Enstitüleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli eğitim devrimidir. UNESCO'nun gelişmekte olan ülkelere örnek gösterdiği bir sistemdir.
Köy Enstitülü şair ve yazar Mehmet Başaran, Kurtuluş Savaşı'nın eğitim alanında bir devamı, tamamlayıcısı olarak görür Köy Enstitülerini.
Cumhuriyetin başında özellikle, Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde yeni alfabenin kabulü, karma eğitim, yaşama dönük program gibi ulusal eğitimle ilgili ileri adımlar atıldı.
Ancak bu önemli atılımlar nüfusun yüzde 80'inin yaşadığı köylere yeterince ulaşamıyordu. 1935'te kent çocuklarının yaklaşık yüzde 75'i, köylerde yaşayan çocukların ise ancak yüzde 25'i okula gidebiliyordu. 40 bin köyün 35 bininde okul, öğretmen yoktu. Köyler, birçok yönden geriydi.
ÜRETİCİ YENİ BİR EĞİTİMCumhuriyeti kuranlar, köye eğitimin ulaşması için bir çözüm aradılar. Bu amaçla Milli Eğitim bakanı yapılan Saffet Arıkan, 1935'te İsmail Hakkı Tonguç'u İlköğretim Genel Müdürlüğü'ne getirdi. Tonguç ve arkadaşları uzun incelemelerden sonra küçük köylerdeki çocuklara ilk üç sınıfı okutmak üzere 1936'da Köy Eğitmenleri uygulamasını başlattı. Bu uygulama 1948'e değin sürdü. 1937'de "İş içinde iş aracılığıyla, iş için eğitim" ilkesinin uygulandığı Köy Öğretmen Okulları açıldı.
Bu iki deneme başarılı olunca sorunu kökten çözmek için 17 Nisan 1940'ta 3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasası çıkarıldı. 1942'de de Köy Enstitülerine öğretmen yetiştirmek, köy incelemesi yapmak, ders kitapları yazmak için Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı. Amaç, üretici eğitim yoluyla, çağdaş, gelişmiş bir ülke yaratmak; köy-kent dengesizliğini gidermek, özgür birey yetiştirerek insanı ve toplumu içinden canlandırmaktı.
Sistemin kuramcısı, uygulayıcısı büyük eğitimcimiz İsmail Hakkı Tonguç ve bakanlıkta, enstitülerde görev alan çalışma arkadaşlarıydı. Türkiye'ye özgü bu yeni eğitim sistemine kol kanat geren cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanları Saffet Arıkan ve Hasan-Âli Yücel'di.
KÖY ENSTİTÜLERİ YASASIKöy Enstitüleri Yasası çıkarken kimi milletvekilleri, enstitü adını, yalnızca köyden öğrenci alınmasını eleştirdi. Sonunda 429 milletvekilinden 148'i oylamaya katılmadı, 278 milletvekilinin oyuyla yasa kabul edildi. Köye öğretmen ve köye yarayışlı başka meslek elamanlarını göndermenin yolu açılmıştı.
Yasa çıkar çıkmaz iş eğitimi uygulanan Köy Öğretmen Okullarının adı Köy Enstitüsü oldu. 1948'de açılan Van Ernis'le enstitü sayısı 21'e ulaştı. Her üç-dört ilin yararlanacağı biçimde ülkenin dört bir yanında konumlandırılan Köy Enstitüleri, bir güneş gibi çevresini aydınlatmaya başladı.
PARASIZ, BİLİMSEL, LAİK EĞİTİMKöy Enstitülerinin çoğu bugün de geçerli olan bazı ilkeleri şunlardı: Üretime dayalı demokratik bir eğitim. Öğrencilerin yönetime katılması. Eleştiri ve özeleştiri. Özgür okuma. (Ders kitapları dışında roman, öykü, inceleme ve bilim vb. kitaplarını okuma.) Güzel sanatlar ağırlıklı bir eğitim. (Resim, müzik, beden eğitimi, sporun uygun olan her dalı.) Parasız, kamusal, bilimsel, laik, nitelikli bir eğitim.

4