Bir başka bakışla Köy Enstitüleri - Günay Güner

Köy Enstitüleri 1980'ye kadar Türk toplumunun bilincini yükseltmişse, bugün neden benzer bir eğitim modeli toplumsal eşitlik için yeterli görülmüyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, Köy Enstitülerinin yoksul köy çocuklarını eleştirel ve eşitlikçi yöntemle eğiterek toplumsal sınıf bilincini yükselttiğini ve özgür aydınlar yetiştirdiğini savunmaktadır. Bu başarı nedeniyle feodal ve işbirlikçi kesimler tarafından saldırıya uğradığını vurgulamaktadır. Ancak bu kadar transformatif bir sistem günümüzde neden yeniden canlandırılmıyor?

Geçen her yıl Köy Enstitülerinin değeri daha iyi kavranıyor, okullarımıza özlem artıyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk gerçek savaşın aydınlanmayla kazanılacağını, yeni insanın, yeni toplumun yapılandırılması gerektiğini sıklıkla belirtir. Bu bağlamda Köy Enstitüleri güçlü öncül devrimlerin sonucudur.

1 Kasım 1928'de Latin abecesine(alfabesine) geçilir. Ardından ulus okulları (Millet Mektepleri) açılır. Atatürk, kara tahta başında okuma yazma öğretir. Benzeri yoktur tarihte. 12 Temmuz 1932'de Türk Dil Kurumu kurulur; ardından coşkuyla günlerce sürecek ilk Türk Dil Kurultayı yapılır. En büyük bayramlardandır.

1939'da Milli Eğitim Bakanı, düşünür Hasan Âli Yücel'in yönetiminde Yayın Kongresi (Neşriyat Kongresi) yapılır, eviri Bürosu kurulur. Hızla kitap çalışması başlar. 1940 yılına gelinmiştir. 17 Nisan 1940 tarih, 3803 sayılı yasayla Köy Enstitüleri kurulur. İlke yoksul köy çocuklarını üretim, iş içinde, anlamlı yöntemle, eleştirel, laik, çağı kavrar nitelikte, özgüvenle, özgür, eşitlikçi yaklaşımla eğitmektir.

SINIF BİLİNCİ YÜKSELDİ

Mimarları, kurucuları, uygulayıcıları İsmet İnönü, Hasan Âli Yücel, İsmail Hakkı Tonguç'tur. Öyle bir başarıdır ki kâğıt üstünde kalmamış, hemen herkes ilkelere uymuş, 1946'ya kadar süren çekirdek dönemde 100'ün üzerinde nitelikli yazar yetişmiş, bu okuma tutkusu temelli aydınlık Türk ulusunu 1980 darbesine kadar dalga dalga etkilemiştir.

Enstitülerin özelliklerinin başında yine aynı altı yılda eviri Bürosu'nca yayımlanan yaklaşık 500 klasik yapıtın tutkuyla okunması, üzerlerine sunumlar yapılması gelir. Köy Enstitüleri bu eylemsiz düşünülemez. İşte bu uygulamanın yetiştirdiği yazarlardan kimileri: Pakize Türkoğlu, Ayşe Baysal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Emin Özdemir, Hacı Angı, Adnan Binyazar, Osman Bolulu, Osman Nuri Poyrazoğlu, Abdullah Özkucur, Ali Yüce, Dursun Akçam, Ali Dündar, Musa Uysal, Ahmet Atila... Bu dizi uzar gider. Bu eşsiz eğitimin eşitlik, gönenç istemine yansıması kesindir. Diğer söyleyişle, toplumda sınıfsal bilinci yükseltmiş, mülkiyet dağılımının eşitlik istemini görünür kılmıştır.

ÖĞRENCİNİN 'TONGU BABA'SI

Sözkonusu nedenledir ki Atatürk'ün ölümüyle dişlerini göstermeye başlayan derebeyi, tefeci, işbirlikçi kesimler, emperyalizmi de yanlarına alarak güçbirliği içinde Köy Enstitülerini, "bağımsız çiftçi"yi yaratmayı amaçlayan toprak bölüşüm yasasını cepheden hedefe koyup saldırıya geçtiler. Bu gerçeğin bir özlü yazıda anılması güç belgeleri vardır. Birkaç anahtar sözcükle yetinelim: İsa Eşme, Bilsay Kuruç, Mustafa Gazalcı, Engin Tonguç, Günay Güner, Kinyas Kartal, Dursun Kut...