Berlusconi'nin cenazesi

Berlusconi dünyanın en garip cenazelerinden biriyle uğurlandı. Ülkede tüm TV kanallarının canlı yayınla aktarma yarışına girdiği tören Kraliçe Elizabeth'in ağdalı ve ağır "devletlu" cenazesiyle, pop öğelerin hâkim olduğu "kalplerin prensesi" Diana'nın cenazesi arasında bir alışımdı. Ülkenin bir numaralı devlet erkânı Milano'nun simge katedrali "Duomo"da sıraya girmişken, merhumun popülaritesini köpürten futbol dünyası dalgalandırdıkları kulüp bayrakları altında dışarda slogan atıyordu. İtalya'nın şov ve cemiyet hayatının tüm "VIP"leri hazır ve nazır eksiksiz oradaydı. Kültür gezegeninin temsilcileri yoktu. Törenin "en önemli konuk devlet başkanları", hemen ilk sırada Cumhurbaşkanı Mattarella'nın yanıbaşında oturan Katar emiri Tamim El Sani ile Irak Cumhurbaşkanı Abdül Latif Reşit'ten başkaları değildi.Batı'dan, sağcı Orban'dan başka kimse gelmemişti.Kral ve kraliçelerle yarışan bir şatafat öykünmesiyle düzenlenen töreni Batılı liderler "snobe" etmişti. Dünya liderlerinin açıkça görmezden geldiği törene ne var ki merhumun genç kerimeleri Buckingham cenazelerinde dahi görmediğimiz kertede afili tüllü matem şapkaları ve yerlere dek uzanan acayip siyah tayyörleriyle gelmesi, güçlü bir yapaylık ve "özenti" algısını pekiştiriyordu. TABUTTA BİLE KUTUPLAŞTIRDICenaze tüm veçheleriyle ülkeyi ikiye böldü. Berlusconi yaşamında olduğu gibi ölümünde de İtalya'yı ikiye yarmayı başardı. Berlusconiciler, uzaktan bile göze batan bu unsurların hiçbirini görmüyor. Öyle ya da böyle gönül verdikleri lidere herşeyi mazur ve layık görüyor, her şeyi mübah sayıyorlar. 86 yaşında yaşamını yitiren "tartışmalı" eski başbakana "vatanın ve milletin babası" muamelesi yapıyor, "ölünün arkasından konuşulmaz" nakaratıyla tüm eleştirileri geri püskürtüyorlar. Hakkındaki davalardan bir kısmı hala sürerken ebediyete göçen "Forza ItaliaBastır İtalya" liderinin, kendisini... ülkesi için "feda ettiğinden" dahi dem vurabiliyorlar.Berlusconi'nin Çizme'ye değil, Çizme'nin kendisini Berlusconi'ye feda ettiğini düşünenler ise medya imparatoru politikacının İtalya'ya damga vurduğu çeyrek asırda ekonomi, siyaset, kültür... akla gelen her alanda ülkenin geri gittiğini söylüyorlar. Berlusconi'nin siyasete girdiği 90'lardan, bugüne değin gazeteci gözüyle izlediğim ülkeye dair sıralanabilecek çok yalın bazı veriler var: Bunlardan ilki İtalyan ekonomisindeki bariz gerileme. 2000'ler ilk çeyreğindeki büyüme hızları yüzde sıfır-bir arasında seyrediyor. Sonuç olarak çok ağır bir beyin göçü yaşanıyor. Gelecek umudunu yitiren gençler kendilerine başka coğrafyalarda hayat kurmaya gidiyorlar. Siyasi düzlemdeki tablo da farklı değil...Economist grubunun her yıl yayımladığı demokrasi endeksinde