Yazar, liselerde meydana gelen şiddet olaylarını dini ve ahlaki perspektiften analiz ederek, ailelerin çocuklarını izlemesini, yetkililerin zararlı oyunları denetlemesini ve eğitim sisteminin dini değerler merkezli güncellenmesini talep etmektedir. Ancak, sosyal medya ve oyunların doğrudan şiddete yöneltip yöneltmediği konusunda bilimsel kanıt sunulmaksızın varsayımlar öne sürülüyor—bu da suçun kökünü yanlış yerde aramak riski taşımıyor mu?
Liselerde meydana gelen elim hadiseler bütün dikkatleri genç evlatlarımıza çekti. Ne oluyor Gençler nasıl ve neden şiddete yöneldiler
Onları bu şiddete ve hem de onlarca gencin hayatına mal olan çılgınlığa iten ne sebepler var Bu bir organizasyon mu yoksa başka şeyler mi tezgahlanıyor Herkesin dikkat etmesi, üstüne düşeni yapması lazım. Birinci görev elbette ailelerindir. Evlatlarını yakın göz ve gönül hapsine almaları şarttır. Bilgisayarda hangi oyunlarla meşgul, kimlerle oturup kalkıyorlar
Sosyal medyada kimleri, ne tür yayınları takip ediyorlar Takip etmek lazım. Zaman zaman evlatlarınızı uyarın, dikkatlerini çekin. İnsan hayatına kıymanın, intiharın, şiddetin dinimizce büyük günah sayıldığını anlatmak lazım. Bir insanın canına kıyan, bütün insanlığı öldürmüş gibi vebal alır. Aileler evlatlarını suç ortamları konusunda uyarmalı.
Yetkililerin; tehlikeli, şiddete yönlendirici oyunları denetlemesi ve gerekirse yasaklaması lazım.
Yaşatmaya endeksli bir ahlak ve kültüre sahip olması gereken evlatlarımıza bu illet nereden bulaştı Tez elden tespit edilip gereken adımlar atılmalıdır. Milli Eğitim ve ilgili müesseselerin müfredat konusunda yeni hamlelerde bulunması şarttır.
Yeni problemlere karşı yeni akıl ve tecrübeyle tedbir alınmalıdır. Radikal, kışkırtıcı, tahrip ve tahrif edici oluşumlara karşı bilimsel veriler de göz ardı edilmeden ahlaki ve dini uyarılarda bulunulmalıdır.
Dinin; merhamet eden, bağışlayan, yaşatan, koruyan ve kollayan dinamizmi bütün eğitim süreçlerinde mutlaka yer almalıdır. Zihin, karın, vicdan, okul ve din birlikteliği ancak bir arada bulunduğunda süreç doğru işler ve kişi doğru bir erdemle kuşandırılır. Bunlardan hiçbirisi ihmal edilmemelidir.
Okullarımızda zaman zaman görülen ve bazen mahalleye kadar sıçrayan akran zorbalığı tedavi edilmelidir. Acımasızca bir kavgayı dehşetle izliyoruz.
Büyükler büyüklük edip bu kavgayı sonlandıracaklarına, çoğu kez sürecin parçası oluyorlar. Aileler bu hususta da evlatlarını uyarmalılar. Hele de kız çocuklarının saç saça kavgaları, hiç alışık olmadığımız bir faciaya dönüşüyor.

5