Üç Aylar'da bir mübarek insan

Hayatımızda ve inanç dünyamızda önemli bir yeri olan "Üç Aylar" manevî kazançların kârlı ticaret mevsimi olarak kültürümüzde yer almıştır. Bu mübarek gün ve gecelerde okunan Kur'ân'a ve yapılan ibadet, dua, ezkar, tefekkür, hayır, hasenat ve iyiliklere kat kat sevaplar verildiği sahih rivayetlerle teşvik edilmiştir. Mübarek ayları ömür sermayesi içinde ahirete hazırlık azığı olarak mübarek gün ve geceleri manevî kazançlarına, sevaplara, rahmet ve mağfiretlere vesile eden mübarek insanlar ve bahtiyar şahsiyetler çoktur.

İslâm âleminde "Şuhur-u Selâse" olarak iştihar etmiş olan kudsî manevî kazanç mevsiminin yıllarca tavizsiz müdavimleri, gayretleriyle yeni nesillere ışık tutacaktır. Gönüllerde makes bulmuş, numune-i imtisal olmuş, hayatın zorluklarına rağmen her türlü şartlarda Rabbine olan iman, ibadet, ihlas, iltica ve tevekkül ederler.

Kendi dünyasında maneviyat iklimini ibadet ve güzel ahlak ve fazilet renkleriyle süslemiş bir huzurevi sakini Orhan Amca, doksan iki yaşında, ibadet aşığı gayretli bir mü'min. Üç Aylardan bahis açılınca onun yıllarda devam edip gelen Kur'ân okuma hevesini, namaz kılma gayretini, oruç tutma sevgisini, Hz. Peygamberimize olan muhabbetini, Allah'a (cc) olan sevgisini bahsetmeden olmaz. İlerlemiş yaşına rağmen her sene ara vermeden tuttuğu "Üç Aylar" orucunun yirmincisini tutuyor...

Hadis-i şerifte, "Altmış yetmiş yaşlarında ihtiyar bir mü'min dergâh-ı İlâhiyeye elini kaldırıp dua ederken, rahmet-i İlâhiye onun elini boş döndürmeye hicap ediyor" denilmiş. (Lemalar, s. 384.) 92 Yaşındaki Huzurevi sakini Orhan Aksar, hayır ve iyilik yönünde ısrarlı duaları geri dönmeden her daim arşa yükselir. Her şeyin iyi ve güzel tarafını görmeye çalışan kuvvetli imanı, ibadeti, takvası, tevazu ve mahviyet vasıflarını sahip yaşantısını Kur'ân ve sünnete göre düzenleyen bu ibadet kahramanı mübarek insanın dünyasında kendi nefsinden başka, kimseden kimseye şikâyeti olmaz.

Üç Aylar vesilesiyle görüştüğümde insana huzur veren hali, sohbeti ve yüksek maneviyatının sırrı, iksiri, nuru, süruru tevazu ve mahviyeti karşısında insan feyiz alıp imreniyor. Manevî âlemlerin latîf iklimlerinde huşu ile saadeti tadıyor... Geçen gün içime bir kasvet çöktü ağlamaya başladım, diye söze başladı. Doksan iki yaşında bir pir-i faninin gurbetteki matemi, Niyazî-i Mısrî'yi hatırlattı: "Ağlayıp, nâlân edip, düştüm yola tenhâ, garip, / Dîde giryan, sîne biryan, akıl hayran, bîhaber..."