Bediüzzaman'ın üç şahsiyeti

Bediüzzaman Hazretlerinin hayatını ve te'lifine mazhar olduğu eserlerini anlama adına yapılan araştırmalarda; hayatını üç devreye ayırdığı görülür.Eski Said Devresi... Bediüzzaman Hazretleri, kendi hayatını bizzat kendisi üç devreye ayırır. Bu üç devre birbirini tamamlayan bir bütündür. Bu üç devredeki uygulamaların değişmeyen tek hedefi, rıza-yı İlâhî dairesinde doğrudan doğruya iman ve Kur'ân hakikatlerine hizmettir. 1878 yılı başında dünyaya gelen, çeşitli medreselerde tahsil gördükten ve Ağrı'nın Doğubeyazıt ilçesinde en son ciddi medrese ilmini aldıktan sonra, her soruya doğru cevaplar vermesinden dolayı Bediüzzaman unvanını alan Üstad Hazretleri, Doğu vilâyetlerinin mektep-medrese ihtiyacını dile getirir. Din ilimleriyle fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversitesinin Van, Bitlis ve Diyarbakır havalisinde kurulması gereğinin üzerinde durur. Patlak veren 1. Cihan Savaşı'nda bir milis alayının kumandanı olarak savaşa iştirak eder, savaşta esir düşer. 1918 Haziranı'nda esaretten firar ederek tekrar İstanbul'a vasıl olur. Buraya kadar geçen hayatına "Eski Said" diyen Bediüzzaman, davet üzerine meclise teşrif eder; alkışlarla karşılanır ve meclis kürsüsünden İslâm ordusunun muzaffer olması için dua eder. Siyaset yoluyla İslâm'a hizmet tarzını bırakıp, "Yeni Said" devresine geçerek, doğrudan iman derslerini vermeye başlar. Yeni Said... 1927 yılında, Barla beldesine sevk edilir. Sekiz yıla yakın kaldığı o topraklarda, Yeni Said'in eserleri olan Risale-i Nur Külliyatı'nın dörtte üçünü telif eder. Bu çalışmalarını hazmedemeyen devlet ricali, onu Eskişehir mahkemesine sevk eder. Beraat alınca da Kastamonu'ya sürer. Bediüzzaman, sekiz yıl kaldığı Kastamonu'dan Denizli mahkemesine sevk edilir; oradan da beraat alınca Emirdağ'a sürgün edilir. Ama Bediüzzaman orada telife devam eder. Sonra Afyon mahkemesine götürülür. Üçüncü Said devresi... İşte bu Afyon hapishane ve mahkeme safahatı, onun Yeni Said'den Üçüncü Said'e dönüşmesinin karar zamanlarıdır. "Afyon hapsinden sonra Üstad