Yazar, Mersin'deki Anemurium antik kentinin Efes kadar önemli olduğunu ancak betonarme inşaatlar, otopark ve kafeterya yapılmasıyla tahrip edildiğini savunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın yapılan işleri "ziyaretçi hizmetleri" olarak tanımlamasını eleştirerek, tarihi eserlerin ruhsal değerinin korunmasının fiziksel konfor sağlamaktan çok daha önemli olduğunu vurguluyabilir misiniz?
Anemurium antik kentini bilir misiniz
Tahminim odur ki adını çok duymadınız. Hatta çoğu kişi hiç duymamış olabilir.
Ağustos 2024'te yine Cumhuriyet'teki köşemde bu değerli antik kentin betonlaşmayla karşı karşıya olduğunu yazmıştım.
Maalesef korktuğumuz başımıza geldi.
Bahsettiğim bölge Mersin'in Anamur ilçesinde şehir merkezinin biraz dışında bulunuyor. Antik dönem için Dağlık Kilikya Bölgesi'nin batı bölümünde yer alan önemli liman yerleşimlerinden biri. Doğu Akdeniz deniz ticaret yolu güzergâhındaki kent, yaşadığı dönemde aynı zamanda Anadolu'nun iç bölgelerindeki yerleşimlerin denize erişimini sağlıyordu.
Bu sebeple de özellikle Roma ve Bizans dönemleri boyunca stratejik bir konuma ve öneme sahip olmuş hep. Anemurium adının "rüzgârlı yer" anlamında kullanıldığı, antik kaynaklarda geçiyor.
Yaklaşık 2 bin 500 yılık paha biçilemez bir antik kentimiz.
İlk yerleşim ne zaman gerçekleşti bilinmiyor. Henüz bir kayda ulaşılamadı. Ancak bir liman listesinde adı geçtiği için MÖ 4. yüzyılda var olduğu söylenebiliyor. MS 1. yüzyılda gelişmeye başlayan Komagene Krallığı'nın bir bölümü olan Anemurium'da Kral 4. Antiokhos'un sikkelerinin basıldığı belirlendi.
Görenler Cezayir'in nefes kesen Antik Roma şehri Timgad'a benzetiyor.
Biraz daha bilgi vereyim.
19. yüzyılda İngiliz donanmasından Albay Francis Beaufor'un bu kıyılarda yaptığı keşif gezisiyle kent bulundu. 1960'lı yıllarda Toronto Üniversitesi'nden Elisabeth Alföldi tarafından başlatılan yüzey araştırmaları daha sonra Kanada British Columbia Üniversitesi'nden Prof. James Russel başkanlığında kazı ve restorasyon çalışmaları şeklinde 1998 yılı sonuna kadar sürdürülmüş.
Yapılan kazılarda balıkçı aletleri, inşaat, terzi, çömlekçi aletleri, sikkeler, kurşun mühür, kantar ağırlığı, dokuma aletleri, anahtar, kilit, oyun ve eğlence aletleri, usturalar, makyaj malzemeleri, kolye, küpe, bilezik, altın kemer tokaları ve benzeri eşyalar bulunmuş.
Burayı önemli kılan özelliği ise halen ayakta olması. Öyle ki çatısına kadar ayakta olan birçok yapı ve yapı kalıntısını görebilmek mümkün. Biraz çaba harcansa Türkiye'nin ikinci bir Efes antik kenti daha olacak. 350 kadar mezarın bulunduğu nekropol alanı da ayakta.
Maalesef işte bu eşsiz yerleşkeye beton döktüler.
Özetlersem; 1. derece arkeolojik sit alanı olan Anemurium antik kentindeki kilisenin yakınındaki deniz kıyısında betonarme bir inşaat çalışması neredeyse tamamlandı.
Dahası, alan içinde ziyaretçilere yönelik geliştirilecek hizmet birimleri iki aşamalı olarak önerilmiş. Birinci grup hediyelik eşya satışı, bilet, güvenlik kontrolü, WC hizmetleri gibi daha kapsamlı işlevlerin yer alacağı hizmet birimleri. Yani giriş güvenlik ünitesi adı altında duvarları taş kaplama, zemini seramik bir betonarme yapılmasına izin verilmiş. İkinci olarak ise sosyal donatı düzenlemelerinin yer alacağı alana kafeterya yapacaklarmış.
Gördüğüm son fotoğraflarda antik kentin dibinde kocaman bir otopark da beton dökülerek, duvar çevrilerek oluşturulmuş.
Açıkça görülüyor ki toprağın altından çıkan binlerce yıllık eserler koca bir antik şehir; hemen yanı başlarına dökülen ruhsuz betonun gölgesinde kalmaya mahkûm ediliyor.
Tarihi korumak, antik taşların arasına modern zamanın konforunu sokuşturmak değil, o taşların bize fısıldadığı ruhu muhafaza edebilmektir halbuki.
2 bin 500 yıl boyunca rüzgâra, savaşa ve zamana direnen bu kadim kentin, bugün "hizmet birimi" adı altında betonarme bir kuşatmaya yenik düşmesi tek kelimeyle trajedidir.
Eğer biz, Efes'e rakip olacak bir dünya mirasının kalbine otopark döküp kenti bir "turistik dinlenme tesisi" estetiğine hapsediyorsak sadece geçmişi değil, geleceğin kültürel hafızasını da o betonun altına gömüyoruz demektir.
Unutulmamalıdır ki tarih betonla ayağa kalkmaz, aksine betonun değdiği her antik ruh nefessiz kalarak can verir.

2