Akbelen, Tisan, Belgrad Ormanı: Tarafınızı seçin

Doğa ve tarih yok ediliyor, itiraz edenler tutuklanıyor: bu bir rant savaşı mı, yoksa hukuk devletinin başarısızlığı mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türkiye'deki çevre katliamının (Tisan Adası, Akbelen, Belgrad Ormanı) rant ekonomisinin kurbanı olduğunu savunarak, doğa ve tarih alanlarının beton ve madencilikle yok edildiğini anlatıyor. İtiraz eden vatandaşların tutuklandığını (Esra Işık örneği) öne sürerek, bu durumu devletin kamu gücünü yanlış kullandığının kanıtı olarak görüyor. Ancak, turizm tesislerinin veya enerji projelerinin gerçekten rant amaçlı mı yoksa ulusal çıkar amaçlı mı olduğu sorusu açık kalmıyor?

Ülkedeki gündem her dakika değişiyor.

Değişen gündeme kayıtsız kalmak ise mümkün değil. Cennet gibi koyların betonlaştığı, kamu kurumlarının birbirine girdiği, muhalefetin iş yapmaması için kamu gücünün kullanılarak iş yapamaz hale getirilmeye çalışıldığı, toprağına sahip çıkan, anayasal hakkını kullanan kişilerin tutuklandığı haberler...

Nasıl sessiz kalacaksın Nasıl yazmayacaksın

Ta Karadeniz'deki HES'lere karşı dururken de karşı çıktık. Üçüncü köprü yapılırken de yok edilen ağaçları hepimiz gördük. Sadece ağaç mı Köprü bittikten sonra nasıl bir yapılaşma yaşandığını yaşayarak anlıyoruz. Sırf rant yaratıp birkaç kişiyi zengin etmek için Kanal İstanbul arazisindeki felaketi görüyorsunuz. Erzincan İliç'te defalarca uyardık. Bizzat gidip hem şirketle hem köylülerle konuştum. Defalarca anlattım "Burada bir felaket yaşanıyor" diye. O felaketi dokuz işçinin canıyla ödedik.

Şimdi adres dünyanın 13'üncü, Türkiye'nin ise en güzel koyu seçilen Tisan Adası...

Mersin'in Silifke ilçesine bağlı, sırt sırta vermiş iki koydan oluşur Tisan Adası. Mitolojideki adı Aphrodisias antik kentidir.

Depremler ve savaşlarla yıkılmadan önce Romalılara ve Bizanslılara ev sahipliği yapan bu antik kent, Aphrodite'e (Afrodit) adanmıştır. Afrodit yurdu olarak bilinen bölgede çok fazla tarihi eser bulunuyor. Ortaya çıkarılan kalp desenli mozaikleri, antik kentin konumu burada bir tarih yattığını anlatıyor zaten.

Bu eşsiz cennet artık turkuaz suları veya tarihi dokusuyla değil, ucube villalarıyla anılıyor. Bakmaya kıyılamayan sahil betona gömülmüş durumda.

Kim nasıl, neden böyle bir yapılaşmaya izin verdi akıl alır gibi değil.

İtiraz eden de tutuklanıyor.

Bakın, sadece Mersin'in Tisan Adası'nda olmuyor.

Türkiye'nin cennet gibi güzellikleri bir rant anlayışının kurbanı oluyor. Tisan'ı yazarken Akbelen'de köylüler direniyor. Kaz Dağları yok olurken Beykoz'daki ormanlıklar imara açılıyor. Trakya İğneada'da planlanan nükleer santral, Mersin Akkuyu'daki nükleer proje ve Sinop'ta gündeme gelen nükleer santral planlarını söylemiyorum bile. Daha geçen ocak ayında Bursa Yenişehir Kirazlıyayla'daki maden atık havuzunun çökmesini duymadınız bile.

27 Şubat'ta verilen kararla 21 ilde 4.8 milyon metrekarelik ormanın statü dışına çıkarılması normal mi geliyor size

"Muhafaza ormanı statüsünü" duydunuz mu hiç

Türkiye'de toplam 23 milyon hektarlık orman alanının yaklaşık 251 bin 400 hektarı muhafaza ormanı statüsünde. Su kaynaklarını, toprağı, yaban hayatını ve insan sağlığını korumak için ayrılan en yüksek koruma statüsüne sahip alanlar bunlar. İşte İstanbul'un canı ciğeri, suyu, doğası Belgrad Ormanı'nın muhafaza ormanı statüsünün değiştirilmek istendiği konuşuluyor.

Fakat konuşan yanıyor!

Akbelen'de yaşadığı köyün arazileri için acele kamulaştırma kararı verilmesine karşı çıkan Esra Işık, geçen hafta tutuklandı.

Esra Işık, "Biz sayıdan ibaret değiliz. Bizim burada hayatlarımız var. Sizin '100, 200, 500 tane' diye yazdığınız zeytin ağaçlarına biz ömür verdik, ömür" demişti.

Bilenler bilir, zeytin ağaçları gerçekten de ömürlük bir emek ister.

Esra Işık, İkizköy Muhtarı Nejla Işık'ın kızı. Ne için söylemişti bu sözleri

Hatırlarsanız Muğla'nın Milas ilçesindeki Akbelen Ormanı çevresinde yer alan 679 parsellik tarım arazisi için acele kamulaştırma kararı verilmişti.

Bunun, İçtaş ve Limak'ın ortağı olduğu YK Enerji şirketinin kömür sahalarını genişletmesi amacıyla yapıldığını savunan bölge sakinleri kararı mahkemeye taşımıştı.

Açılan dava kapsamında mahkeme bilirkişi heyeti, jandarma eşliğinde 30 Mart'ta bölgede inceleme işlemlerine başladı. 31 Mart Salı günü keşif sırasında Esra Işık, tam da oldubittiye karşı sesini yükseltti ve itiraz etti.