Mehmet Ocaktan

Karar

Hepimiz 'etki ajanı' olabiliriz

Son günlerde yaşadığımız temposu yüksek, sıcak gündemlerden başımız adeta dönmüş durumda. Bir taraftan İsrail'in Gazze'deki katliamları yüzünden insanlığın vicdanı kanamaya devam ederken, bir taraftan da 21. Yüzyılın Hitler'i Netanyahu'nun çılgınlığı bölgedeki kaosu daha da derinleştiriyor.Bölgemizde kritik günler yaşanırken, Türkiye bütün bunlara

Bahçeli, Öcalan'ı Meclis'e getirebilirse Kürt meselesi çözülür mü

Şu günlerde siyasette öylesine garip ve tuhaf şeyler oluyor ki doğrusu aklımıza mukayyet olmak lazım. 'Bu akıl sağlığı meselesi de nereden çıktı' demeyin, zira 2007 seçimleri öncesinde, Öcalan'ı asması için kürsüden ip atarak AK Parti iktidarına meydan okuyan Devlet Bahçeli Salı günkü partisinin grup toplantısında Öcalan'ın Meclis'e gelmesini tekli

Önce vatan hainleri bertaraf edilmelidir ki

Tarihi tecrübelerin bize öğrettiği gerçeklerden hareket ederek söylemek gerekirse 'korku', toplumlarda sosyal motivasyonu güçlendirdiği gibi, insanların zihin dünyalarını ele geçirerek en hayati ihtiyaçlarını gölgeleme, geri plana itme kabiliyetine de sahip bir kavramdır.Tıpkı, bir korku sembolü olarak anılan McCarthyizm'de olduğu gibi bugün de ins

Hamaset de artık günahları örtmeye yetmiyor

Bugün Türkiye'nin sarsıcı bir şekilde yaşadığı ekonomik krizden, yönetim krizine, hukuksuzluktan eğitimdeki kalite kaybına, sokaklarımızda yaşanan şiddetten dış politikadaki savrulmalara kadar her şeyin bu kadar içler acısı halde olması bu ülkede yaşayanlar olarak hepimizi derinden yaraladığı kesin.Türkiye'yi aralıksız tam 22 yıldır, bir dönem beni

Ulvi bir müzikti sanki o dinlediğim

Müzik dinlemeyi her zaman bireysel bir tercin olarak görmüşümdür. Sadece kendi adıma söylememe gerekirse, müzik dinlemeden, özellikle de caz müziği dinlemeden geçen yılların kayıp yıllar olduğunu düşünmüşümdür hepBugün itibariyle geriye doğru baktığımda, her şeye rağmen müzikle dolu dolu geçen yıllarımın benim için önemli bir teselli kaynağı olduğu

Toplumsal barışı zehirleyen ırkçı zihniyet

Türkiye temel problemlerinin çözümü konusunda bir türlü mesafe alamayan ve hep başladığı yere geri dönen bir ülke. Malum, son günlerde bir mesafe alamayacağımızı bile bile yeniden 'çözüm süreci'ni tartışıyoruz. Mevcut halimizi anlayabilmek açısından bugün siyasi bir fotoğraf sunmak istiyorum.Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu istikamet sahibi, siyasette il

Beştepe'nin eski Komünisti Kurtulmuş'u da not etmiş

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki hiçbir meselemizi doğru zeminde tartışmayı beceremiyoruz. Sağcı, solcu ya da İslamcı olmamız hiç fark etmiyor, hepimizin zihin dünyası 'kutsal devlet' anlayışına ayarlı olduğu için hep birlikte otokrat ortak paydasında buluşuyoruz.En son, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un anayasanın 3. Maddesiyle ilgili görüşünü açıklam

Normalleşme fantezisine selam yasaklara devam

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin DEM'e el uzatmasıyla birlikte Türkiye'de tuhaf ama aynı zamanda absürt bir tartışma başladı. Yanlış anlaşılmasın, Meclis'te yer alan bir parti genel başkanının yine aynı çatı altındaki başka bir partinin genel başkanına ve vekillerine el uzatması elbette normal bir durum, aynı zamanda demokrasinin de bir gereği.

'Herkes biliyor zarların hileli olduğunu

Herkes biliyor, zarların hileli olduğunuherkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarkenherkes biliyor, savaşın bittiğiniherkes biliyor, iyi adamların kaybettiğiniherkes biliyor, dövüşün hileli olduğunufakirler fakir kalır, zenginler zenginleşirhep böyle giderherkes biliyor. Bu sözlerle başlıyor Kanadalı ozan ve müzisyen Leonard Cohen'in "Everybody kno

Olmaz olmaz deme gün gelir öyle şeyler olur ki...

1 Ekim'deki Meclis açılışıyla başlayan bir süreç var. Bu yeni dönem, sonu barış ve normalleşmeyle bitecek yeni bir siyasi iklim midir, yoksa yalancı bir bahar mıdır, doğrusu karar vermekte güçlük çekiyorum.Zira son yıllarda Türk siyaseti öylesine kutuplaştırıcı bir iklim yaşıyor ki doğal olarak 'normalleşme' ve 'barış' gibi kavramlara daha temkinli