Gezi, cezalar, etkiler!...

Herkes Kavala davasını konuşuyor.. En çok da Kavala'nın kendisi şaşırmış verilen cezaya... Çünkü cezaevinden gönderdiği mesajda demiş ki, "beni bu kadar içeride tutanların beraat vereceğine zaten inanmıyordum... Ama bunu yapacaklarını da beklemiyordum..." Gezi davasında verilen cezalara işte bu şaşkınlık penceresinden de bakmak gerekiyor!.. Bu şaşkınlığın ortasında; Ergenekon kumpası Atatürkçüleri- cumhuriyetçileri ahlaksızca bir kıskaca alırken, Kavala'nın 300 kişiyle birlikte "Ergenekon operasyonu derinleştirilsin" diye imza toplamasının yolaçtığı çelişki yok sadece... Kavala'nın, HDP'nin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş ile birlikte yurt dışında, PKK destekli konferanslara katılması, televizyonlarda PKK'yı savunur çizgide konuşmalar yapması da şaşkınlığı büyüten tek gerekçe değil... Aynı zamanda AKP ile açılım sürerken, Gezi olaylarına "darbe" diye bakan Selahattin Demirtaş'ın, Gezi kararını "Gezi dört duvara sığmaz" şeklinde ikiyüzlü yorumlamış olması da şaşkınlığı büyüten asıl çelişki değil... Kavala'nın cezaevinden gönderdiği şaşkınlık mesajıyla Erdoğan'ın dava ile ilgili "Bu ülkede kanun var, Kavala Soros'un Türkiye'deki koordinatörüydü" şeklindeki iddiasını yan yana getirince, işte Gezi için verilen cezaların gizemi, şaşkınlığı ve çelişkisi de net biçimde ortaya çıkıyor... Çünkü Gezi davasında verilen cezalardan önce, siyasetin bir kesiminde Kavala ve çevresine verilen yoğun destek sadece kamuoyunun dikkatini değil, Cumhur İttifakı ve destekçilerinin de öfkesini çekmişti... Peki, destek ve öfke arasındaki ikilem nelere yolaçtı.. BAŞINI KUM GÖMENLER VE İKİYÜZLÜLÜK... Evet; dünyanın her tarafında adalet bazen yerini bulamıyor... Amerika'da, Avrupa'da bir kişi suçsuz yere bir hafta gözaltında tutulunca ya da birkaç ay cezaevine atılanca milyonlarca dolarlık tazminatlar kazanırken, Türkiye'de özellikle son 20 yılda sadece Ergenekon ve Balyoz'da değil, siyasetin ve medyanın da mağdur olduğu çok sayıda davada hukuk katliamları yaşandığından şikayet edildi... Aralarında cinayet suçlamalarının da olduğu birçok iddia nedeni ile yüzlerce kişi boş yere yatmadı mı cezaevinde.. Yargıtay'daki binlerce dava da bunun kanıtı değil mi.. Ve en önemlisi; Atatürk ve cumhuriyet düşmanı, laiklikle kavgalı liboşların, (ne yazık ki muhalefet partilerinde genel başkan yardımcılığı koltuğuna oturtulan) Taraf paçavrası yandaşlarının kışkırtmasıyla cezaevine atılan ve birçoğu da zindanda ölen Balyoz ve Ergenekon mağdurlarının suçsuz bulunması da, tetikçilerin kışkırttığı hukuk katliamları değil miydi.. Evet; Türkiye'de hukukun tam olarak uygulanmadığı davalara dikkat çekmemizin asıl nedeni, Gezi davası ve Kavala'ya destek veren kesimlerin Balyoz ve Ergenekon'dan itibaren tüm hukuksuz davalara yönelik kışkırtmalarının yanısıra, yaşları 80'i aşmış generallerin geçen yıl ceza evine atılmasından sonra kinci cumhuriyetçiler, liboşlar ve sahte solcuların başlarını kuma gömmesidir... İşte Kavala ve arkadaşlarına, yani Gezi sanıklarına ceza verilmesinin gerekçesi sorgulanırken, hem yukarıdaki olaylar göz önüne alınmalı, hem de aşağıda dikkat çekeceğimiz asıl etkiler... KAVALA, MUHALEFET VE TEPKİ!... AKP döneminde hukukun siyasallaştığı ve iktidarın onaylamadığı davalarla ilgili savcıların- hakimlerin başka kentlere sürgün edildiğine ilişkin medyaya haberler yansıdı... Son yıllarda yargıya alınan personelin tarikat ve cemaat bağlantıları ve AKP'den milletvekili adayı oldukları konusunda da gazetelerde haberler çıktı... Ancak hukukun siyasallaşması ve bazen de yanlış kararlarla katledilmesi bir tarafa, gelelim Kavala ve arkadaşlarına verilen ağır cezanın perde gerisindeki