Mehmet Şimşek aslında ne dedi

Sayın Mehmet Şimşek, nihayet, "ekonomiyi kurtaracak adam" algısıyla, Hazine ve Maliye Bakanı olarak atandı.İsabetli bir karar; destekliyor ve başarılar diliyorum.Doğrusu, benim için Millet İttifakının adayı Sayın Ali Babacan'ın ekonominin başına gelmesiyle, Sayın Mehmet Şimşek'in gelmesi arasında çok ciddi bir fark yoktur; çünkü ekonomiyi okuma bakımından ikisinin de "temel bakış açıları" benzeştir.Her iki şahsiyetin de, uygulayacakları "istikrar programları"nın benzeş ve büyük ölçüde doğru olabileceğine inanıyorum fakat Amerika Hükümeti'nin bile vazgeçtiği, liberal, "ekonomiye müdahale etmeme klişeleri" hakkında, her ikisinden de farklı düşünüyorum fakat bu yazıda, bu konuya girmeyeceğim.Girmeyeceğim, çünkü Sayın Şimşek'in uygulayacağı istikrar programı, öyle görünüyor ki iki yıl sürecek. İstikrar programının uygulandığı ortamlarda yapısal reform yapmanın aciliyeti gündem olur; kalkınma ve büyüme kavramları tatile çıkar.Şimdiye kadar ekonomi yönetimine yönelttiğim bütün eleştirileri, yaptığı konuşmada, Sayın Şimşek de yöneltti.Önerdiğim çözümlerin bazılarını da genel bir çerçeve içinde ifade etti.Sayın Şimşek'in gelmesiyle ülkenin kurumsal yönetim standartları iyileşmeyecek, TBMM'nin ağırlığı ve önemi artmayacak, yargı erkinin, özerkliği, bağımsızlığı ve tarafsızlığı oluşmayacak, ülkeden kovulan liyakat ve hakkaniyet esasları yeniden inşa edilmeyecek vs.Fakat bugünlerde bu sorunlar önceliklerini yitirdi çünkü ekonomide, yıpratıcı hatta yıkıcı bazı sorunlar gelip kapıya dayandı. Başkan Erdoğan da, gelmekte olan bu yıkıcı kriz dalgasının mevcut kadrolarla önlenemeyeceğini anladı. Etkisi depremden bile daha yıkıcı olabilecek bu "iktisadi yıkım ihtimali"ni durdurmak için de görevi Sayın Mehmet Şimşek'e verdi.Sayın Şimşek görevi devralırken yaptığı konuşmada hem örtük olarak ekonomi yönetimini eleştirdi hem de çözüm önerileriyle kendi şartlarını kamuoyu önünde bir daha sıraladı.Aşağıdaki yedi maddede, koyu renkli kısımlar "örtük eleştiriler"i, diğer bölümler de "çözüm önerileri" olarak okunabilir.1) Yönetimde şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk kalmamış; bu ilkelere dönüş temel ilkelerimiz olacaktır.2) Akla ve iktisat biliminin birikimine aykırı ekonomi politikalarının sürdürülebilmesinin imkânı kalmamıştır; Türkiye'nin, rasyonel bir iktisadi anlayış zeminine dönmesi dışında bir seçeneği kalmamıştır.3) Düzeltilmesi gereken bir ekonominin önündeki en büyük engel kuralsızlık ve öngörüsüzlüktür; refaha ulaşmanın yolu, kurala dayalı ve öngörülebilir bir ekonomi yönetimi kurmaktır.4) Küresel zorluklar ve jeopolitik gerginliklerin arttığı bir dünya konjonktüründe, bir kişi veya küçük bir grubun vereceği kararlarla başarıya ulaşmak mümkün değildir, kurumlarımızı, mesela yasama ve yargı organlarımızı veya