Ruhumuzun yorulduğunu ve dinlenmeye ihtiyacı olduğunu hatırlatır radyoda yükselen bir şarkı, bir keman sesi veya uzaklardaki bir dostun hasreti.
"İnsanlar ne tuhaf, bedeni ölene ağlıyorlar da; gönlü ölene ağlamıyorlar" diyor şair. Gönlümüzün zorlu hayat yolunda bir molaya, bir duâya, biraz sükûnete, biraz sevgi ve ümide ihtiyacı yok mu
Felâket tellâlı haber bültenlerine, âlemde cereyan eden beşerin çıkardığı gürültülere, zulümlere, karışıklıklara, ihtilâllere hasr-ı nazar etmek yaşama sevincimizi boğuyor, ruhumuzu acı ve elem içinde bırakıyor. Sanki yeryüzü bir matem çadırı, bir yangın yeri, kan, zulüm ve gözyaşı.
"O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı" Hadiselere başka bir gözlükle bakmaya, akışa razı olmaya, "yükümüzü gemiye bırakmaya" ihtiyacımız yok mu
İZİNİ, ÖZÜNÜ, YÜZÜNÜ...
Kur'ân'î bir bakış açısıyla, her hadisede hikmet-i İlâhiyenin farklı cihetlerini görebilir miyiz
Evet; "İmân-ı tahkikî derslerinin nuruyla ve gözüyle, her şeyde rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü görmek, her şeyde kemâl-i hikmetini, cemâl-i adaletini müşahede etmek, kemâl-i teslimiyet ve rızayla, rububiyet-i İlâhiyenin icraatından olan musîbetleri teslimiyetle, gülerek karşılamak ve rıza göstermek" mümkün.
Boş Polyannacılık değil bu.
Mesaj özetle şöyle: "Panik yok, her şey O'nun kontrolü altında! Herkes imtihan oluyor. Sen vazifeni güzelce yap, vazife-i İlâhiyeye karışma. Her şey, ya bizzat veya neticesi itibariyle güzeldir. "Görelim Mevlâ neyler Neylerse güzel eyler."
Şefkatini merhamet-i İlâhiyeden daha ileri sürme! Sen doğru, adil, istikamet üzere olduğun sürece başkalarının dalaleti sana zarar vermez. Unutma "zarara kendi rızasıyla girene şefkat edilmez."
Elbette zalimlerin zulümlerini "müsbet hareket" düsturuyla haykıracağız. Mazlûmlara ve masumlara yardım ve duâ ederek hizmetimize devam edeceğiz. Ancak Kur'ân'ın bizlere gösterdiği çizgiyi aşmadan ve taşmadan, istikameti takip ederek.
GÜRÜLTÜYE BİRAZ ARA VERELİM Mİ
Bir günbatımı kızıllığı, bir çocuk öksüzlüğü, akşamın kimsesizliği ve sessizlik! Yalnızlık yanı başımızda ise, bir fincan kahve veya bir bardak çayımız ve bir kitabımız varsa elimizde... Gözden geçirelim, temize çekelim hayatımızı. Umutlarımızı, aşklarımızı, pişmanlıklarımızı...
Gönlümüzün feraha, kalbimizin sevgiye, ruhumuzun huzura ihtiyaç duyduğu rikkatli, firkatli zaman dilimlerindeyiz. "Gizlice ve sessizce duâ" vakti. (A'râf, 55)

16