Tahribat büyük, tamirat şart

İslâm terbiyesinden yoksun gençler potansiyel suçluya dönüşüyor iddiası, ahlâkî çöküşün kökü din mi toplumsal sistem mi sorusunu gündeme taşıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, mânevî buhran ve iman-ahlâk eksikliğinin gençleri şiddet eğilimli suçlulara dönüştürdüğünü savunuyor; son ülke olaylarını örnek göstererek 15 yaşından küçük çocuklara iman ve ahlâk eğitiminin hayati olduğu sonucuna varıyor. Ancak yazarın "İslâm terbiyesi" vurgusunun, sosyoekonomik faktörler, eğitim sisteminin başarısızlığı veya küresel medya etkisini göz ardı ettiği iddiası, sorunu çok dar bir pencereden mi gördüğü sorusunu açık bırakıyor?

Mânevî buhran, cemiyeti kasıp kavuruyor.

İslâm terbiyesinden, iman ve ahlâk nimetinden mahrûm yetişen gençler, potansiyel birer câniye dönüşüyor. On beş yaşına kadar ahlâkî terbiye alamayan bir çocuğun, o yaştan sonra düzelmesi son derece zor görünüyor. Dahası, hangi yaşa gelirse gelsin onu endişe verici bir gelecek bekliyor demektir.

Bu satırlarla, yersiz ve gereksiz bir korku havası pompalıyor değiliz. Söylediklerimizin tamamı gözlerimiz önünde cereyan ediyor.

Ergenlik yaşına henüz girmiş bir çocuğun okul arkadaşlarını ve öğretmenlerini katledecek derecede azgınlaşması, hiçbir şekilde hafife alınamaz, basit bir hadise olarak görülemez. Bu vahim duruma karşı, gerek aileler, gerek STK'lar ve özellikle devlet yetkilileri ciddi manada tedbir almaya mecburdurlar. Aksi halde, vahim hadiseler tekerrür etmeye devam edecektir.

«

Yıllarca başka ülkelerde, hatta medenî ve gelişmiş diye bilinen toplumlarda da akran zorbalığı ve ergenlerin ateşli silâhlarla katliâm yaptıklarına dair haberler geliyordu.

Bazı gafiller, başka yerde vuku bulun bu tür hadiselerin bizde yaşanmayacağı zehabına kapılmıştı. Oysa, günümüzde koca dünya artık bir şehir hükmüne geçmiş. Dünyanın öbür ucunda meydana gelen bir hadise, hemen anında her tarafa yayılabiliyor. Yani, dünya çapındaki etkileşim son derece kolaylaşmış durumda. Öyle ki, sıradan bir vukuât dahi, tercüme ve paylaşımlar vasıtasıyla kısa sürede milyonlara yansıyabiliyor.

İşte, bütün bu risk faktörleri orta yerde dururken, bunlara seyirci kalmak, bigâne durmak olmaz, olamaz. Şunu herkes bilmeli ki, dünyanın en uzak bir noktasında zuhûr eden bir tehlike, çok kısa bir süre içinde gelip kapımıza dayanabilir. Dolayısıyla, tedbir ona göre alınmalı. Aksi halde, hem mevcut, hem gelecek neslimiz büyük bir tehlike ile karşı karşıya kalmış olur.