Tevekkül
LATİF ERDOĞAN
"Birtakım insanlar onlara 'İnsanlar size karşı asker toplamışlar, onlardan korkun' dediler de bu onların imanlarını artırdı ve 'Allah bize yeter o ne güzel vekildir' dediler." (Al-i İmran, 173)
"Sen onlara sırf Allah'ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış karar verince de Allah'a tevekkül et. Doğrusu Allah tevekkül edenleri sever." (Al-i İmran, 159)
"Deveni bağla sonra tevekkül et." (Hadis)
"Allah'a güvenmek" anlamındakiveklkökünden türeyentevekkül"birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme" mânasına gelir. Birine güvenip dayanan kimseyemütevekkil, güvenilenevekîldenir.
Kur'ân-ı Kerîm'de tevekkül kavramı kırk âyette değişik fiil kalıplarında, dört âyette mütevekkil şeklinde yer almakta, vekil kelimesi çoğu Allah'ın sıfatı şeklinde yirmi dört yerde geçmektedir.
İmam Gazzâlî'ye göre tevekkül derin bir bilgi ve zorlu bir amel işidir. Tevekkülün aslı imandır; tevekkül var olan her şeyin gerçek yapıcısı ve yaratıcısının Allah olduğu inancına dayanır.
Evet, önce köklü, sağlam bir iman... Sonra Allah'ın tekvini ve teşrii emirlerine tam bir bağlılık anlamında teslim... Sonra da bu iman ve teslimiyetin üzerine inşa edilen tevekkül...
Kul kendisine ait vazifelerin tümünü yerine getirdikten sonra neticeyi Cenab-ı Hakk'ın takdirine bırakması ve sonuç ne olursa olsun buna rıza göstermesi. İşte tevekkülün özeti.
İşin başında tevekkül tembellik ve atalet. İşin sonunda tevekkül ise Rububiyet-i ilahiye sonsuz saygı ve hürmet. O'nun istediğini yapmaya muktedir oluşuna bir ayna ve delil olma hali. O, takdire muktedir olduğu gibi takdirini tebdile de muktedirdir. Herkes yaptığından O'na sorumludur; fakat O hiçbir icraatından sorumlu değildir. İşte tevekkül bütün bu inanışları işin başında, ortasında ve sonunda kabulleniş...
"De ki: Allah'ın bize yazdığından başkası bize asla isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (Tevbe, 51)
Allah, her şeyi ilmiyle kuşatmış, bu kuşatıcı ilmiyle her şeyi bir takdire bağlamış ve sonsuz gücüyle, sonsuz kudretiyle takdir ettiklerini yaratmış ve yaratmaktadır. İnsan ve amelleri de bu takdir ve yaratılışa dahildir. Nitekim ayette: "Sizi de yaptıklarınızı da Allah yarattı" (Saffat, 96) denilmektedir.
Öyleyse insan nasıl bir ilim, takdir ve gücün sahibiyle irtibatlı bulunduğunu bilmeli, O'na olan güvenini, bağlılığını ve O'ndan olan beklentilerini o seviyede yüksek tutmalıdır. Tevekkül işte böylesi bir bilinçlenme ameliyesidir. Ve hiçbir aidiyet, hiçbir başka güven insanda bu hali hasıl edemez.
İyimserlik psikolojisinin temelinde tevekkül ahlakı vardır. Bizi her türlü kötümserlikten uzaklaştıracak da yine tevekkülün varlığıdır.
"Demek, imân tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül saadet-i dâreyni iktizâ eder. Fakat, yanlış anlama! Tevekkül, esbâbı bütün bütün reddetmek değildir. Belki, esbâbı dest-i kudretin perdesi bilip riâyet ederek; esbâba teşebbüs ise, bir nevi duâ-i fiilî telâkkî ederek; müsebbebâtı yalnız Cenâb-ı Haktan istemek ve neticeleri Ondan bilmek ve Ona minnettar olmaktan ibârettir.

17