Yazar, Cafer Keklikçi'nin şiir kitabını inceleyerek hayatın sadece bir olgu değil, onu algılayan bireyin özneliğiyle şekillendiğini savunuyor. Keklikçi'nin "farklı bir bakış" metaforu üzerinden, sanatçının çıplak gözle görülemeyeni ortaya çıkardığını ve Stendhal'ın "yol kenarına konulmuş ayna" benzetmesini kullanarak şiiri bir ayna işlevi yüklediğini gösteriyor. Ancak bu yaklaşım, bireyin öznel deneyimini evrenselleştirmek riskini taşımıyor mu?
Hayatı salt bir olgu olarak görüp kabullenmek, genel bir anlayış şeklinde ağırlıkta ve yaygınlıktadır. Fakat hayat olgusunun gerçeklik düzeyine yansımasıyla, onun hakkındaki genel anlayış yerini öznel (afakî, sübjektif) bir anlayışa bırakır. Bu anlayış da insan bireylerini özneler haline getirir. Her öznenin hayata bakışı, kavrayışı, duyuşu, özümlemesi, onu gerçekleştirme yolu ve çabası kendine özgü bir mahiyete, içeriğe ve değişik özellikleri barındıran bir niteliğe bürünür. Bu açıdan her özne hayata bakışını "biricik", benzersiz, eşi bulunmaz bir gerçeklik biçiminde algılamaya, kavramaya, anlatmaya yönelir. Çoğunlukla hayat olgusuyla, onun gerçekleşmesi ve bu gerçekleşme sürecinde ortaya çıkan algı, kavrayış, özümleme, değerlendirme ve yorumlama iç içe geçerek içerik ve nitelik karışıklığına neden de olabilir.
Bu yüzden genel bir anlayış olarak hayat, geçen, nerdeyse birden olup biten bir olay şeklinde algılanmaya, kavranmaya, değerlendirilmeye ve yorumlanmaya başlar. Olgu olan hayat ile onu gerçekleştiren özne adeta birleştirilir, dolayısıyla genel olan ile öznel olanın sınırı belirsizleştirilir. Oysa olgu olarak hayat hep oradadır.
Cafer Keklikçi, "Hayat Gidiyor" (Ketebe Yayınları, İstanbul 2026) adlı şiir kitabına bu başlığı seçerken, hayatın geçip giden bir olay değil, onun bir olgu olarak gerçekleşmesini sağlayan insanın özneliğini merkeze yerleştiriyor. Böylece hayatın süreğen bir hareket, atılım, değişim, canlı ve devinimli bir olgu olduğunu duyumsuyor, algılıyor, kavramaya çabalıyor, en önemlisi bildirmeye uğraşıyor, betimliyor ve anlatıyor. Ancak "gidiyor" olan hayatın özünü, anlamını kavramak için özenli bir bakış gerektiğini "Hayat Gidiyor"da şöyle betimliyor:
"hayatım gözlüğümü getir hayat gidiyor
içimdeki yaralı dağları bırakıp gidiyor"
Demek istiyor ki, hayat süreğen bir olgudur, onu algılamak ve kavramak için çıplak gözle gözlemek yetersiz kalır, farklı bir bakışla bakmak gerekiyor ona. Buradaki "gözlük", farklı bir bakış imgesini çağrıştırmaktadır. Üstelik giderken içte var olan "yaralı dağları bırakıyor". Sözü edilen "yaralı dağlar", öznenin, yani şairin, öznesi olduğu hayatın meydana getirdiği nitelikler, olaylardır. Bunlar;

20