Kömür madeninin sırları

Madencilerin ölüm yolunda emek sömürüsü sürerken, devlet ve işverenlerin vicdanını kaybetmeleri sadece ekonomik bir problem midir yoksa toplumsal çöküşün habercisi mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Soma faciası ve Eskişehir işçilerinin gözaltına alınması üzerinden Türkiye'nin maden işçiliğinin yangında yanması konusundaki bilinçsizliği ve vicdan azlığını ortaya koymaktadır. İşçilerin yaşamları boyunca ölüm tehdidi altında çalıştırılması, işverenlerin ve devletin onları insan saymayışı yazının merkezini oluştururken, bir çocuğun babasının mezarına yazdığı mektup acının derinliğini göstermektedir. Peki, bu acıyı gören bir toplum neden hâlâ maden işçiliğine sırt çevirmiş durumdadır?

Sevgili okurlarım, emeklerinin karşılığı bir yıla yakın zamandır ödenmeyen Eskişehir Doruk Madencilik işçileri yürüyerek geldikleri Ankara'da gözaltına alındı. Evet, bu ülkenin 110 maden işçisi gene bu ülkenin polisi tarafından gaddarca gözaltına alındı. Bir gün sonra serbest bırakıldılar ama maden işçilerinin yerlerde sürüklendiği fotoğraflar belleğimize çivi gibi çakıldı. Ülkemizde maden işçiliği zordur. En acısı da asla dünya standartlarına uymayan bakımsız madenler çöker ve yüzlerce madenci göçük altında kalır. öken maden bölgesi bir yas bulutuyla kaplanır. Ölüm her evin kapısını çalar.

13 Mayıs 2014'te Manisa ilinin Soma ilçesinde büyük bir kıyamet koptu. 301 maden işçisi yaşamını yitirdi. Geriye gözlü yaşlı çocuklar, analar, babalar, bacılar kaldı. O günlerde Soma'ya gitmiş ve geride kalanlarla gözyaşlarımı tutarak röportajlar yapmıştım. Gelin yeniden hatırlayalım:

Öncelikle Soma'nın ve ülkemizin her kömür madeni bölgesinde herkesin bildiği sırlardan başlayalım: Sevgili okurlarım, kömür damarının en önemli özelliği , "narin" olması. Ne demek narin Adı üstünde, çıkarırken onun suyuna gideceksin, kızdırmayacaksın, ona soluk alması ve yanmaması için zaman vereceksin. Sonuçta kömür yaşayan bir şey.

Kömür ocağına girerken uykunu almış olacaksın. Karnın tok olacak. Öyle pazardan alınan çizmelerle madene inilmez. izmenin tabanında koruyucu olması gerekir. ünkü her an ayağın kayabilir ve önlenemeyen metan kuyularından birine düşüp anında ölebilirsin.

Madende tuvalet yoktur, bu durumda aşırı ishal olduğunda madende çalışmayı reddedeceksin! Ama anında yevmiyen kesilir.

Maskelerin uyduruk olduğunu dünya âlem bilir.

"Hadi" sözcüğü madencinin lügatında lanetlenmiş bir sözcüktür. ünkü gün boyu, arada uyuklayan çavuşlar, uykularında bile "hadi, hadi" diye seslenirler. "Hadi ulan bugün kotayı dolduramadık!" Bu nedenle madencilerin yakınları onlara asla "hadi" diye seslenmezler.

Madenci aileleri çocukları erkek olduğunda pek bir sevinirler. ünkü 18 yıl sonra çocuk da madende çalışmaya başlayacağından eve giren para artacaktır.

Kızlar madencilere kaçarlar. Böylece kızın ailesi çeyiz yapma yükünden kurtulur. Eh oğlan da madende çalıştığına göre, yapsın. Düğünden hemen önce iki ailenin barışması şaşılacak bir durum değildir.

Yeni yasadan önce madenciler yirmi yılda emekli oluyorlardı. Bu pek güzel yasa değiştirildi, şimdilerde 56 yaş aranıyor. Gene de erken girenler 40'a gelmeden emekli oluyorlar. Bu da madenciliği cazip hale getirmiş.

Madencinin en sevdiği vardiya gündüz vardiyasıdır. Bu vardiya 7'de başlar, 3'te biter. Hem geceyi yaşarsın hem gündüzü. Vardiyası gündüz olanın yüzü güler. Ailesi bayram eder.

Madenci bir süre sonra yerin altında, "Dikkat, ölüm tehlikesi" levhalarını görmemeye başlar. Bu da ölümcül kazalara neden olur.

İşçi toplayan taşeronlar, vicdanlarını yitirmek için adeta kendilerini eğitmişlerdir. Ne çocuğun hastalığı ne işçinin kendisinin hastalanması mazeret kabul edilir! Yevmiye derhal kesilir.

Madenci eşleri gün boyu sürekli dua ederler. Yemek yaparken, çocukları okula gönderirken: "Şu vardiya bitse de kocam sağ salim eve gelse." ünkü bellekleri madende ölen insanların hikâyeleriyle dopdoludur. Herkesin uzak ya da yakın bir akrabası madende ölmüştür.