Kadınım, kara yazılmış yazım

Vallahi ben bıktım. AKP'nin kirli çamaşırlarını hepimiz biliyoruz, buna CHP içindeki inanılmaz gerçekler de katıldı. Diğer muhalefet partileri de derin bir uykuda. Şu bunu yapmış, öteki şunu yapmış. Bilmiyorum çoğu göbekli, her şeyi bilen gerçekten (yaş almamış) yaşlı adamların konuşmalarını nasıl, neden dinliyorsunuz Kahvede okey oynamak bile zihni daha iyi çalıştırır. Sözü nereye getireceğim anlaşıldı sanırım, öyleyse başlayayım.

Efendim özellikle pazar günleri ikram olsun diye birbirlerinin arabalarını özenle yıkayanların, reklamlardaki perdeyi alamadıkları için mutsuz olanların, ikide bir yineledikleri bir söz var: "Canım bozukluk bizim mayamızda. Hem sonra bu düzende pek çok şey eksik ama özgürlük var. Özgürlük kutsaldır!"

Ben de o kutsal özgürlük adına özgür bir ülkede, özgürce satılan kadın bedenlerinin öyküsünü anlatmak istiyorum. "Özgürlük kutsaldır(!)" sözüyle başlayarak.

Burada çok sigara dumanı var. Masalarda yemek artıkları, yarılanmış içki şişeleri. Gürültü. Ana kız yanlarında genç bir adam, bu çok sigara dumanlı dördüncü sınıf meyhanenin kapısından içeri girdiler. Masaların arasından süzülerek geçtiler. Kızın üstünde pırıltılı bir şal var. Çocuk yüzünü boyamış. Dudakları kan kırmızı. Tırnakları uzun, onlar da kan kırmızı boyalı. Kadınla adam birer sandalye çekip oturdular. Ana darbuka çalacak, adam tef. Başladılar. Dudakları kan kırmızı kız omuzlarına attığı şalı çıkartıp bir sandalyenin üstüne koydu. Ürkek, masaların arasındaki açıklığa doğru yürüdü. Darbuka hızlandı. Kız sigara ve içkinin vaktinden önce yıprattığı sesiyle bir oyun havası söylemeye başladı. Masalarda oturanların başları kıza çevrildi. Kız kan kırmızı dudaklarında yapma bir gülümseme önce eteğini, ardından bluzunu çıkardı. Parıltılı sutyeniyle kaldı, onca masa arasında. Kıvrılarak masalardan masalara gitti. Kan kırmızı tırnaklarıyla uzatılan paraları aldı, verenlerin gözlerine bakarak sutyeninin içine koydu. Anayla genç adam gülümsediler. Bu gece hasılat iyi.

Darbuka çalan ana, tek sermayesini satıyor. Canını satıyor. Ağzında sigara darbukaya her vuruşunda kızının ter içindeki cılız bedeni titriyor. Bu beden, bu titreyen beden, bu ananın tek sermayesi. Bu özgür düzende onu satıyor!

Genç adam kızın nişanlısı. Kızın bedenine takılan her bakıştan, uzatılan her paradan sonra tefin vuruşları değişiyor. Adam sevdiği kızı satıyor. Özgür bir düzende, satar ya!

Kızın çocuk gözleri hüzünlü. Onun çocuk gözleri utanıyor. Onun çocuk gözlerinde isyan var. Kime ne onun çocuk gözlerinden. Özgür ya!

Gece herkes için bilinmeyenlerle doludur. Her şey kuşkuludur gecede. Hele Türkiye'de en küçük bir kımıltı, farlarını kısmış bir araba, bir yığın soruyu çağrıştırır. Ayten için de geceler nasıl geçeceği, ne olacağı bilinmeyen bir karanlık yoldur. O, yolun başında durur. Bedenini sımsıkı saran lame elbisesini çekiştirir, dudak boyasını tazeler, doğum kontrol hapını içer ve gecenin içine dalar. Ayten geceleri dolaşma özgürlüğünü sonuna dek kullanır. Bol sulu viskisini içerken karşısındaki, ona bu içkiyi ısmarlayan adama, ayaküstü yalanlarla dolu bir hayat hikâyesi uydurur.