Temmuzda asgari ücret maratonu başlar mı

Asgari ücret 90 yıldır "taş üstüne kazınmış yazı" değilse, neden enflasyon canavarı kapıyı çalsa da Hükûmet ve işverenlerin "el ele" verdiği komisyonda işçinin sesi hâlâ havada kalıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılmasının yasal engeli olmadığını, ancak yüksek enflasyon ve açlık sınırından çok daha düşük olan mevcut ücretin işçileri açlığa ittiğini savunmaktadır. Bu iddiayı, 90 yıllık asgari ücret tarihinde ekonomik krizlerde yılda birden fazla zam yapılmış olmasının kanıtı olarak öne sürmektedir. Ancak komisyonun yapısında işçi temsilinin sıfır olması ve oy çokluğuyla Hükûmet-işveren bloğunun karar alması durumunda, yasal hak teoride kalıyor, pratikte işçiler neden yine mağdur olmak zorunda?

Değerli okurlar;

Siyonist Terör Örgütünün durmadan dünyayı ateşe vermesiyle birlikte enerji fiyatlarına %25'lik zam ve gittikçe artan gıda, ulaşım ve diğer kalemlerdeki maliyet artışlarına binaen son günlerde gazetemiz ve sosyal medya hesaplarımız mesaj yağmuruna tutuluyor.

Herkesin dilinde tek bir soru: "Temmuzda asgari ücrete ara zam var mı" Milyonlarca emekçinin kulağı Ankara'da, gözü ise cebindeki yangında.

Gelin, bu meseleyi köklü geçmişinden bugünkü mutfak masasına kadar, "Sosyal Güvenliğin Filozofu" tadında, herkesin anlayacağı bir dille masaya yatıralım.

90 YILLIK BİR MAZİ: NEREDEN NEREYE

Asgari ücret bize yabancı değil; tam 90 yıllık bir gelenek. İlk kez 1936'da kâğıda döküldü, 1950'lerde mahallî komisyonlarla filizlendi.

Eskiden "şehirli-köylü", "tarım-sanayi" genç-yaşlı" diye ayrılırdı; 2014'ten beri bu ayrımlar kalktı, herkes için tek bir terazi kuruldu. Ama asıl mesele, terazinin kefelerinin bir türlü dengelenmemesi.

18 yaşında bekâr bir işçi ile evli ve çocuklu işçiye de aynı asgari ücret ödenmesi ise başka bir sorun teşkil etmektedir.

KANUN NE DER, HAYAT NE SÖYLER

Bazıları diyor ki: "Yılda bir kez zam yapılır, uygulama böyle kanun böyle." Durun orada! Tarih bize başka bir hikâye anlatıyor.

Enflasyon canavarı ne zaman kapıyı çalsa, geçmişte asgari ücret yılda 2, 3, hatta 4 kez güncellenmiş.2000-2002 arası "her mevsime bir zam" düşerken, enflasyonun dizginlendiği yıllarda yılda bir kez yapılmış.Demek ki asgari ücret "taş üstüne kazınmış bir yazı" değil, hayat pahalılığına karşı bir "yaşam destek ünitesidir."

Atasözümüz boşuna dememiş: "Can boğazdan gelir." Eğer o boğazdan geçen lokma her geçen gün küçülüyorsa, güncelleme lüks değil, mecburiyettir.

TEMMUZDA GÜNCELLEME: İHTİYAÇ MI, İMKÂNSIZ MI

Bugün geldiğimiz noktada asgari ücret artık "başlangıç ücreti" olmaktan çıktı, âdeta "ortalama ücret" hâline geldi.

Açlık sınırı rakamın ensesinde boza pişiriyor.Gelir dağılımı derseniz, zenginle fakir arasındaki uçurum derinleşiyor.Mutfaktaki yangın söndürülmezse, yılın geri kalan 8 ayı nasıl geçer

Yasaya göre bu ücret; gıda, konut, sağlık ve ulaşımı "günün fiyatları" üzerinden karşılamalı.

Bugünkü fiyatlarla mevcut ücretin kolu kanadı kırılmış durumda. Halk diliyle söylersek: "Ekmek aslanın ağzında değil, artık midesinde!"

Keza sadece mutfak masraflarından oluşan Türk-İş'in mart ayı için açıkladığı açlık sınırı 32.793 TL. Birkaç gün sonra açıklanacak nisan açlık sınırı 34 bin TL'yi aşacak...

Yani yılın ilk 4 ayında bile 6 bin TL civarı fark. 2027 Şubat ayına kadar asgari ücretli 28 bin 75 TL ile nasıl geçinecek demiyorum. Geçinmesi zaten mümkün değil. Nasıl karnını doyuracak