Yazar, Bilecik ziyareti sırasında Şeyh Edebalı'nın düşüncelerinin üniversitede nasıl neşvünema bulduğunu anlatmak için, 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' ilkesini merkeze alır. Bu ilke, üniversitenin fiziksel ve entelektüel yapısında yansıdığını gözlemler. Ancak geleneksel kültür değerlerinin modern kurumlarda özgünlüğünü koruması gerçekten mümkün müdür?
Sözün, ikazın, emrin sahibi kimdir Sanırım onu artık herkes bilir. Cumhurbaşkanımız Erdoğan sıkça kullanır. Cihan Devleti Osmanlı'nın manevi kurucusu Şeyh Edebalı Hz.lerdir.
Daha önce de yazmıştım. 2026 Şeyh Edebalı'yı Anma yılı ilan edildi. Bu sebeple Bilecik Üniversitesi tarafından bir dizi programlar yapılıyor ve yapılacak imiş.
*
Nasip oldu, hafta içinde Bilecik'e yolumuz uğradı. Hem Şeyh Edebalı hem Ertuğrul Gazi Hz.lerini ziyaret edelim istedik.
Bu vesileyle Bilecik Üniversitesi tarih bölümüne uğrayıp, "Kuruluşun ve Kurtuluşun Şehri" ismiyle anılan Bilecik'in, "kuruluş ve kurtuluş" tarihi üzerine sohbet edelim istedik.
Söz buraya gelmişken bir ismi büyük bir teşekkürle anmalı ve "İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın" nasihatinin nasıl neşvünema bulduğunu dile getirelim.
Yalnız bu hususa gelmeden önce, büyüklerden öğrendiğimiz ve mümkün mertebe yerine getirmeye çalıştığımız bir vazifeden de söz edelim.
Eskiler derler ki:
-"Bir şehre varınca, önce o şehrin ulu kişisi ziyaret edilmeli. Onlardan destur alınarak şehre varılmalı". Genelde nasip olan her yerde uygularız bu öğüdü.
Bilecik'e vasıl olunca da Şeyh Edebalı Hz.lerini ziyaret ettik. Bilecik Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı

19