Sıfır Atık ve nimet israfı

Sıfır Atık ve nimet israfı

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın muhterem zevcesi Emine Erdoğan Hanımefendi bugüne kadar hiçbir lider eşinin ilgilenmediği ve düşünmediği, hatta burun kıvırdığı çok hayati bir konuya el atarak; "aile ve anne" hukukunu amentüsüyle birleştirip, dünyanın dikkatini çeken başarıya imza attı.

Bugün "Sıfır Atık" projesi 193 ülkede işler hale gelmiştir. 2026 yılının başlığı ise "Gıda İsrafı" üzerine belirlenmiş.

Resmi raporlar, küresel gıda israfının sadece yüzde 20 oranında azaltılmasıyla dünyadaki açlığın tamamen bitirilebileceğini söylüyor.

Gıda israfı hususunda dikkatleri kendi ülkemize çekmek istiyorum. Biz gıdanın her türlüsüne; "Allah'ın nimeti, israf edilmez" olarak bakar ve sahipleniriz.

Bu inancımızı, "israf haramdır" emri etrafında yaşarız. Gıda israfına dikkat etmek, bir iman ve vicdan mecburiyetidir.

İman ve vicdan, mide ve cüzdana bekçi edilirse, hayati neticelerin alınacağı muhakkaktır. Malum israf meselesi bir ahlak meselesidir.

İsraf ancak, ahlak ve ahlakın temelini oluşturan; "nimetin esas sahibine karşı edep, hayâ, bereket, paylaşma, dayanışma, şükür ve hamd" gibi düsturlarla önlenebilir.

*

"Ahlakın olmadığı yerde ülkelerin masrafı çok olduğu gibi israfı da çok olur" derler.

Eğer dünyada her yıl yaklaşık 1 milyar ton gıda israfı sebebiyle yüz milyonlarca insan açlıkla karşı karşıya kalıyorsa, gıda israfı meselesi öncelikli olarak gündemde tutulmalıdır.

Bu hususta birkaç noktaya değinmek isterim.

Özel sektörlerde ve özellikle lüks otellerde hele ki, tatil beldelerindeki işletmelerdeki bir günlük israf, Türkiye'nin altı aylık gıda ihtiyacını karşılayacak orandadır.

Çok acı ama burasını söylemem lazım. En çok israfın yapıldığı oteller de güya israfa karşı duran müşterileri tarafından yapılmaktadır.

Hiç doymayacaklarmış gibi tabaklarını minare boyunda dolduran yiyeceklerin büyük kısmı külliyen çöpe gitmektedir. Vakıa yıllardır gözlem ve izlenimlerin sonucudur.