Hatalara karşı Üstad'ın tavrı

Zındıka komiteleri Üstad Bediüzzaman'ı ulvî davasından vazgeçirmek için her türlü baskı ve tazyiklere ilâve olarak şeytanı hayrette bırakacak çirkin iftira ve karalamalarda bulunmaktan geri durmadılar.

İftiralarla onu talebelerinden; talebelerini de ondan soğutmak suretiyle aralarına ihtilaf ve iftiraklar sokmak için çalıştılar bu ifsat komiteleri.

Asıl niyetleri iman ve Kur'ân hizmetlerini gaye edinen Üstad Bediüzzaman'ın ve onun arkasında saf tutan fedakâr hadimlerin kudsî hizmetlerine mani olmaktı. Dolayısıyla Bediüzzaman dahili dairede olabilecek muhtemel zaaf ve sarsıntıları dikkate alarak tesanüd, birlik ve beraberliğin sarsılmaması için uhuvvetin canlı tutulmasını tavsiye ediyordu.

Her birisi değişik çevrelerden gelerek Üstad Bediüzzaman'ın arkasında saf tutan bu hizmet erlerinin birlik beraberlik içinde aynı dava etrafında kenetlenerek herhangi bir sıkıntıya fırsat vermeden hizmetlere devam etmeleri elbette kolay değildi.

Beşer olmaları hasebiyle bu hadimlerin de bazı hataları ve kusurları oluyordu. Hatta bilmeyerek de olsa bazıları hizmetlere zarar verecek davranışlarda da bulunuyorlardı.

Böyle durumlara sebebiyet veren talebelerine karşı Üstad Bediüzzaman'ın kırmadan, incitmeden gerekli ikaz ve tavsiyelerde bulunduğunu, onları kesinlikle daire haricine atmadığını biliyoruz.

Meselâ bir talebesinin oldukça belirgin bir hatasına karşı; (bilmana) "...nin bin kusuru olsa onun geçmişte yaptığı hizmetlerinin hatırı için onu af ederim...." demiştir. Yine hizmetin ön saflarında temayüz etmekle beraber onun iyilik niyetiyle yaptığı hatalarına karşı Üstadın "Ben şimdi ...in aleyhinde bulunmaktan korkuyorum. ...un aleyhinde olmak benim aleyhimde; dolayısıyla Risale-i Nur aleyhinde olmak demektir. Onun bin kusuru olsa yine af ederim" der.