Tefekkür ve tezekkür
Sahabe'nin "bir saat iman edelim" demesi gibi, günümüzde tefekkürü artırmak için ne kadar zaman ayırmamız yeterli olabilir?
Yazar, tefekkür ve tezekkürün mümin hayatının özü olduğunu ve Risale-i Nur'un bu konuda en önemli kaynak olduğunu ileri sürer. Sahabe örneğiyle bu uygulamanın önemini vurgular ve kainatın büyüklüğü üzerinden tefekkürün gerekliliğini savunur. Peki, modern yaşamın hızında bu tür meditasyon pratikleri ne kadar uygulanabilir?
"Bazen bir saat tefekkür, bir sene ibadet hükmüne geçer."(1)
Tefekkür her mü'minin hayatının özünü oluşturmalıdır. Tefekkür ufkunu açan en önemli kaynak Risale-i Nurdur. Risale-i Nur'un her sayfasında tefekkür ve tezekkür birlikte insanın idrakine sunulmuştur. Sahabe-i Kiram, tefekkür ve tezekkür konusunda her karşılaşmalarda birbirlerine hatırlattıkları en önemli husus tefekkür ve tezekkür etmeleridir. Kainatı tefekkür etmek, "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır."(2)
"O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını kullanan bir millet için ibretler vardır."(3)
Gündüzümüzü aydınlatan, bizleri ısıtan Samanyolu galaksisinde yer alan 200 milyar gezegen/ yıldızdan biri olan güneşi düşünelim. Bir dakikalık dönüş hızı 720 bin km olup bir günde 17 milyon 280 bin km yol alan, dünyadan 1 milyar 300 milyon kat büyük olup dünyaya uzaklığı 150 milyon km olan bir yıldızı düşünün. Güneşin yüzey sıcaklığı 6 bin santigrat derecedir. Şimdi düşünelim böyle bir kütle ve sıcaklığı. Dünyada suyun kaynama noktası 100 santigrat derecede kaynamaktadır.
Sahabe-i Kiram'ın en önemli özelliği tefekkür ve tezekkür konusunda her zaman karşılaştıklarında bir birlerine "iman edelim, tefekkür meclislerinde bulunmayı" tavsiye etmeleridir. Bugünkü manada tefekkürü artıracak eserlerin okunmasıdır.
Sahabeden Abdullah b. Revâha bir arkadaşına, "Gel de bir saat Allah'a iman edelim" dedi. Arkadaşı ona
"Biz mü'min değil miyiz" dediğinde, Abdullah da: "Evet, biz mü'miniz. Fakat Allah'ı zikredersek imanımız daha da artar" dedi.(4)

7