Çarpık yapı!

Fenerbahçe, Karagümrük karşısında "sünepe" mücadelenin bedelini ağır ödedi. Mağlup olursun ama mahcup olmazsın. İkisini de reddetmedi. Üstüne bir de yenilmezlik unvanı. Yatırımı dengesiz transfere değil takım ruhuna yapmak gerekir. Kaç sezondur Fenerbahçe'nin gerçek sorunu; yöneticilerin "imitasyon" açıklamaları! Ortada futbolun kırıntısı kalmamışken, sızlanmalar hakemler ve dış güçler üzerine yoğunlaşırken, bu "çarpık yapı" Fenerbahçe'de kök saldı ve kendi içinde sistem haline geldi.

Transferde milyonlar alan ama ruhları dibe vuran futbolcular her biçimde eleştiriden muaf tutulursa; "doktordan gizlenen hastalıkların sonu bellidir!" Bir şeyler gitti mi gider, sahada koşmadıkça da yetişemezsin! Çıkmadık candan umut kesilmez, sakatların iyileşmesiyle bir geri dönüş de imkansız değil ama takıma ait olma duygusu ayağa kalkmadıkça bu sezon da hayallerin cenazesi erken kalkabilir.

Galatasaray mutlu bir hafta sonu geçirdi. Başakşehir karşısında ilk yarıda tedirgin edici futbol, ikinci yarıda bir nebze olsun takım oyununa dönüştü. Kazanmak gerçeğinin bilincindeki futbolcular hedefe kilitlendikleri için, buldukları mükemmel ortamı da beklenen sonuçla değerlendirdiler. Bakmayın şimdiden şampiyonluk anonslarına, bu sonuçla Galatasaray'ın "yakından takip edilme tedirginliğinden" uzaklaştığını söylemek mümkün ama henüz lig bitmedi. Osimhen'in attığı gol özeldi, direkten dönen vuruşu golden güzeldi ama görünen bir şey varsa; bu adamın rakip alanda yalnızlığa terk edilmesi takımdaki en büyük sorun. O yüzden Başakşehir karşısında ilk yarıdaki Galatasaray'ın iyi irdelenmesi gerek. Ayrıca zor maçlar da bitmedi!

Beşiktaş, Ankara'da kazanırken futbol adına ortaya hiçbir şey koymadı. Estetik olarak sadece Orkun'un attığı gol. Bir ok ulaşılmaz yere saplandı sanki. Ama 10 kişilik rakip karşısında kaleci Ersin'in ikinci yarıdaki kurtarışları olmasa maçın berabere bitmesi olmayacak şey değildi. Beşiktaşlı futbolcular kendilerine şunu söylemeli; "bir daha hiçbir rakip bizi böyle bulmasın.!"