Bayramlık!

Güzel insanlardı, asaletin altın çağları. Kızların duvarında sevdikleri artist posterleri, erkeklerin elinde futbolcu kartları. Ne kadar çaresiz olsalar da bayram onlara sefa gelir hoş gelirdi. Gökdelenler dikilmemiş, ağaçlar kesilmemiş daha.
Yeşilçam filmini andıran mahallelerde insanlar öyle güzel gülerdi ki gözlerinden yaş gelirdi.
Güzel yıllardı, kötü insanlar futbolun öznesi haline gelmemiş henüz. Her takımın taraftarı zarafetin saflarında dururken, kendinden diye kötü birini korumak görülmüş değildi. Gündüzleri taştan kalelerde futbol oynardık, akşamları mutlu gecekondularda saklambaç oynardı masumiyet.
Yakalanmak her zaman saklanmaktan değerliydi bizler için.
Mahallenin tarihine geçen romantikler vardı da parayı görünce kendinden geçenler onların yanından bile geçemezdi. Çok koşup yorulduğumuz da olurdu, haksız yere vurulduğumuz da. Ne depresyon ilacı ne psikiyatr, kendimiz onardık kırık kalplerimizi. Önce okullar ayrıldı sonra yollar. Şimdi kim arar kim bulur izimizi!
Her takım futbolcusuna abimiz gibi sevgimizi saygımızı sunardık. Saha dışında da hepsinin üzerinde delikanlı gömleği. "Keşanlı Ali Destanı" için tiyatroya giderler, uyumak için değil uyanmak için kitap okurlardı.
Bizler yüreğiyle kürek çeken böyle güzel insanlarla büyüdük, "hayatı burnundan çeken" züppelerle değil.
Sonra arkasına mafya gücünü alanlar çıktı sahneye, bu zorbalara kul köle olan troller çıktı medyanın içinden.
Parayı gören haysiyeti şerefi reddetti.
Bizlere kalem kırılırken, bizler kalemle sardık müzik kasetlerimizi. Önce şarkılar değişti sonra kafalar. Şimdi kim arar kim bulur izimizi.
Kara parayla aşk yaşayan futbol dünyasında asalet evden çıktı ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
Oysa bizler ayağına giderdik aşkın, evde olmazdı sokak lambasının altında beklerdik. Ateş yakacağı yeri bilirdi mektupların ucunu yakardık. Yağmur gibi bakardık gökkuşağı çıkar diye. Ne çıktıysa bahtımıza, her birimiz nostaljik masallarda bıraktık külkedimizi. Önce gözler yaşlandı sonra yürekler. Şimdi kim arar kim bulur izimizi.
Sonra dünya değişti teknoloji girdi hayatımıza, elle yazılan mektupların da daktilo tuşlarının da anlamı kalmadı.