Yazı, Mehmet Kutlular'ın her koşulda hukuk ve adaleti savunmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü, bunun için bir polis müdahalesindeki tavırlarıyla kanıtladığını ileri sürer. Yazarın bu örneği anlatmasının nedeni, bugün hukuk ve demokrasi alanında yaşanan kayıplarla bağlantı kurarak, samimi söylemlerin aksine gerçek müdafaanın nadir olduğu vurgulamaktır. Ancak tarihi bir anekdotu güncel krizle bağlamak, çözüm önerileri sunmaktan ziyade nostaljiye mi yer verir?
H. MUHARREM OKUR - ARDA BİLİK
Geçtiğimiz hafta başında Mehmet Kutlular Ağabeyin vefat yıldönümü münasebetiyle kendisini rahmetle andık.
Her Nur talebesi gibi yeri doldurulamayacak müstesna bir zattı. Kendisi ile faaliyetlerimiz hususunda istişare eder, her daim irtibatımızı sürdürürdük. Başta "İşte Hayatım" kitabı olmak üzere hatıralarını anlatan kitaplardan hâlâ istifade eder hayatından ders çıkartmaya gayret ederiz. Vefatından sonra ülkemiz hukuk ve demokrasi alanında kan kaybetmeye devam etti hatta bu kayıp oldukça hızlandı. Kendisi hukuk, demokrasi ve adalet noktalarında son derece dik durur, her zeminde ve şartta bu hakikatleri savunurdu. Geri adım atmak, sinmek, çekingenlik göstermek, kendisinde asla bulunmayan hasletlerdi. Hayatında bunun örnekleri çok olmakla birlikte bir örneği nazarlarınıza sunmak istiyoruz.
"Bir gün, Suudi Reşad Beyin Fatih'teki evinde yapılan derste Mehmet Kutlular, Risale-i Nur'u anlayarak okumaya ve hayata aksettirip o nuranî hakikatlerden güç alarak hareket etmeye dikkat çektikten sonra Kastamonu Lâhikası'nı açtı ve okumaya başladı: "Küfre rıza küfür olduğu gibi zulme razı olmak dahi zulümdür. Elbette zemin yüzünde bu dehşetli düelloda semavatı ağlatacak Zulümler ve tahribat oluyor. ok masum ve mazlumların hukukları kayboluyor, mahvoluyor." Derse ara verme zamanı geldiği için mahmurlaşan insanlar, idrak edildiği anda zihinlerde kendine hususî bir yer açan son kelimeyi de idrak etmeye hazırlanırken, önce kaba gürültülerle kapı çalındı, ardından da resmî ve sivil polisler içeri daldılar.
"Kıpırdamayın."
"Eller yukarı."
"Ellerini kaldır, duvara yaslan."
Polislerin sözlerinden ziyade hareketleri ve tavırları kızdırdı Kutlular'ı. Onların kaba davranışlarına ve nazik insanlara cânî muamelesi yapmalarına bir hayli içerledi ise de böyle hallere alışkın olduğundan sabretti. Fakat üzerini arayan sıska polis, not defterine yazdığı ifadeleri de suç delili saymaya kalkınca yakasından tutup geri doğru itti.

17