Güngör Avcıoğlu

Milat

Altın bulmuş gibi...

Kıymetli okurlarım, pazartesi günü burada yayınlanan yazımda, MİLAT GAZETESİNDE yazmaya başlama sürecinden bahsettim. Şimdi de yazılarımı nasıl hazırladığımı anlatmak istiyorum. Efendim ben bir yazıya hazırlanırken, önce o yazının başlığı zihnimde yankılanmaya başlar. Yazı için bilgisayarın başına oturduğumda ise, cümleler yankılanır. Yani kelimel

Sizi Kutluyorum Özgür Bey...

Kıymetli okurlarım, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Özlem Gürses'e konuk olduğu programın bir bölümünü izledim. Benim izlediğim kısımda, Sayın Özel'in ses tonu baya gergindi. Hatta kendisi, bir iki defa Özlem Hanımı kibarca fırçaladı. O fırçalamaya örnek olarak, Gürses'in Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'la ilgili sorusuna verdiği cevabı verebili

Yapıların Sağlam olmasının faydasını gördünüz mü

Kıymetli okurlarım, evvelki gün Rusya'nın Doğusunda 8,8 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Deprem ne kadar tarihte yaşanan büyük depremlerden biri olsa da, etkilediği yerlerde herhangi bir can kaybına yol açmadı. Allah korusun... Bu büyüklükte bir deprem, ülkemizin neresinde yaşanırsa yaşansın, sonuç büyük felaket olur. Hele hele İstanbul'daki sonuç

Başarıya götürecek ANLAYIŞ...

Kıymetli okurlarım, son dönemde, memlekette geçmişte hayali bile kurulamayacak gelişmeler yaşanıyor. Hemen buna örnek olarak, PKK terörünün bitirilme noktasına getirilmiş olmasını yazıyorum. Bu gelişme var ya... Ülkenin tarihine altın harflerle yazılacak bir gelişmedir. Çünkü, geride bıraktığımız yarım asırda, o terör çok canımızı acıttı çoook. İn

Bundan ala Güvenlik Tehdidi mi olur

Kıymetli okurlarım, Askerlerin asli görev tanımları yapılırken, "Ülkesinin topraklarını iç ve dış tehditlere karşı savunur" denir. Ayrıca, bizim Komutanlarımız: -"Ülkemizin 780 bin metrekare yüzölçümünden bir çakıl taşı bile vermeyiz" diye söylerler. El Hak doğrudur. Bu onların asli görevleridir. Eğri oturup doğru konuşalım... Bu görev tanımının i

Sihirli Formül...

Kıymetli okurlarım, son yıllarda felaketler ardı ardına gelmeye başladı. Bir gün sel haberi duysak, ertesi günü yangın haberi duyuyoruz. Tabi arada bir duyulan can kaybı haberleride, milletin moralini iki kat daha fazla bozuyor. Hani televizyonların ana haber bültenleri, üçüncü sayfa haberlerine dönüştü desem, hiç de abartılı olmaz... Ben bu gidiş

750. buluşmaya nasıl gelindi

Kıymetli okurlarım, bugün MİLAT GAZETESİ'nde 750. Makalemle karşınızdayım. İzniniz olursa, bu buluşmayı Gazetedeki yazma sürecini anlatmaya ayırmak istiyorum. Efendim 2014 yılında, Gazetemizde yazan Ufuk Coşkun Hocam sayesinde, MİLAT'ın varlığından haberdar oldum. Tabi haberdar olur olmazda, böyle ulusalda yayın yapan bir Gazetede yazma hayalleri

Altaylı doğru söylüyor...

Kıymetli okurlarım, Gazeteci Fatih Altaylı tutuklandığı günden beri, Silivri Cezaevi'nde bir muhabir gibi çalışıyor. Dolayısıyla, şu anda Fatih Bey'in Hücresi bir Haber Merkezine dönüşmüş durumda... Tabi kendisi deneyimli bir Gazeteci olduğu içinde, Cezaevinden avukatı aracılığıyla gönderdiği yazılar, konunun fotoğrafını net ortaya koyan yorumlar o

Vay "zırcahil" Vay...

Kıymetli okurlarım, aslında bugün Fatih Altaylı'nın Silivri Günlüklerinde değindiği bir iki konu üzerine görüş bildirmeyi planlamıştım. Ancak bu planı, Ertuğrul Özkök'ün evvelki günkü yazısını okuyunca değiştirdim. Hiç kusura bakılmasın... Hürriyet gibi bir gazeteyi yönetmiş bu kişi, Cenaze Namazından önce okunanın ne olduğunu bilmiyor. Şöyle: Bana

"Keşke" demenin bir işe yaramadığı an...

Kıymetli okurlarım, evvelki gün Eskişehir'deki Orman yangınına müdahale ederken, beş Orman İşçisi ile beş AKUT Personeli hayatlarını kaybettiler. Hayatta bazı anlar vardır ki, o anlarda "Keşke" demek hiçbir işe yaramıyor. İşte Eskişehir'deki Orman yangınında yaşanan kaza anıda bunlardan biridir. İnsan bazen yaşamı geri alacak bir düğme olsun diyor