Yazar, küresel sistemlerin ve büyük fotoğrafın peşinde koşarken yaşamın küçük, insani detaylarını görmezden geldiğimizi savunuyor. Çünkü bu detaylar, makro bakışın gölgesinde kalan ayrıntılardadır ve bizi birbirimize bağlayan gerçek duygusal bağları teşkil eder. Peki, işletme kültürü olarak bu küçük hikâyeleri her zaman unutmak zorunlu mudur?
Büyük fotoğrafın cezbedici hareketi, evimizin karşısındaki badem ağaçlarının bahar neşesini paylaşmaktan mahrum kılıyor bizi.
Stratejilerin, vizyonların ve küresel hesapların gürültülü dünyası, küskün bir çocuğun bir köşede sessizce iç çekişini duyulmaz hale getiriyor.
Büyük fotoğrafı görme merakı ve hırsıyla o kadar meşgulüz ki; o büyük fotoğrafı oluşturan küçük nadide parçaların hayatın hikayesine kattığı unutulmaz ayrıntıları göremiyoruz.
Bir nehrin akışını sadece debi ve havza hesaplarıyla anlamaya çalışanlar için, o nehrin yıllar yılı hemen kıyısındaki yorgun bir söğüt ağacıyla neler konuştuğunu merak etmezler.
Her şeyi egemen sistemin bir dişlisi olarak gören yeni dünya düzeni, o sisteme dahil edemediği bir gülücüğü, bir feryadı, bir damla gözyaşını, bir hayal kırıklığını, akıl ermez bir sevdayı, defalarca düştüğü yerden kalkabilen bir umudu içine alamaz, kendine katamaz.
"Göz, sadece bütünü gördüğünde kördür; ancak parçayı gördüğünde görmeye başlar" diyor William Blake.
Medyatik küresel fotoğraflara hep kurtarıcı pozu verenler, kameranın çekemediği kuytularda insanlık tarihinin en büyük cürümlerini, en ağır zulümlerini işliyor.
Hayat asıl sözünü çoğu zaman büyük manşetlerin altında kalan dipnotlarda, görkemli sahnelerin arkasındaki karanlık kulislerde ve unutulmuş hatıraların satır aralarında söyler.
Geniş açılı merceklerle dünyaya bakarken, odak noktamızı o kadar uzakta seçiyoruz ki, hayatın burnumuzun ucuna kadar sokulan sıcacık nefesini hissedemiyoruz.
Bir medeniyetin büyüklüğünü sadece anıtlarıyla ölçenler asıl hikâyeyi hiçbir zaman anlayamazlar; çünkü o anıtların gölgesinde unutulan nice küçük ama bir o kadar derin hikâyeden habersiz kalırlar.
"Büyük planlar yapanlar, hayatın küçük sürprizlerini her zaman ıskalarlar" diyor Jean-Jacques Rousseau.
Tarihin en büyük trajedileri, hep o 'büyük fotoğraf'a erişebilmek ve o 'yüce amaçlar'ı gerçekleştirebilmek adına kurban edilen küçük hayatların sessizliği üzerine inşa edilmiştir.

4