İşte bizim farkımız

Yazı, Osmanlı İmparatorluğu'nun adalet ve ahlak değerlerini Batı medeniyetinin sömürgeciliğine karşı koymakta, fakat bugün bu değerleri yeniden inşa etmenin yolu netleştirilmiş midir?

Fuat Bol
Bugün
2
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Müslüman Türk kimliğinin İslamiyet'in evrensel adalet ilkeleriyle şekillendiğini, Osmanlı döneminde bu ilkelerin dünyaya yayıldığını iddia etmektedir. Batı hegemonyasının sömürgecilik temeline dayandığını ve insanlığı manevi boyutundan soyutladığını öne sürerken, çözümü yine Müslüman Osmanlı mirasında bulmaktadır. Peki, bu tarihsel yargı günümüzün karmaşık jeopolitik gerçekleriyle ne kadar uyumludur?

Biz kendimizi unuttuğumuzdan bizim kim olduğumuzu yeniden tarif edip anlatmamız gerektir.

Bizler insanlık ailesi içerisinde Orta Asya kökenli olup, çeşitli saiklerle Batı'ya yönelerek Avrupa'nın ortalarına kadar yerleşen ve en son olarak da üç kıta yedi iklimde hükümran olan Müslüman Türk milletiyiz.
Devasa imparatorluğumuzun içerisinde çeşitli etnik unsurlardan meydana gelmemize rağmen başta biz Türkler olarak her bir unsur İslamiyet'in potasında öylesine eridik ki onca bedenle aynı idealin (i'lay-i kelimetullah: İslamiyet'i tebliğ davası) peşinde koşan tek bir ruh gibi olmuştuk.

Bu yüzden Tolunlular'dık, Karahanlı'ydık, Gazneliler'dik, Selçuklular'dık, Osmanlılar'dık ve en son olarak da Cihan İmparatorluğumuzun bakiyesi olan Türkiye'yiz.

Burada şu soru sorulabilir: Neden hep tarihteki yalnızca Müslüman Türk devletlerini saydınız Türklüğümüzü de İslamiyet'e borçluyuz da ondan!

Haberin Devamı

Bakınız Bulgarlar, Macarlar (Hun) da Türk ama Müslüman olmadıkları için Türklüklerini unutmuşlar!

Peki, Müslüman olmakla ne olduk, diğerlerinden farkımız nedir derseniz...

İmparatorluğumuz dağıtıldıktan sonra dünya üzerindeki hükümranlığımız bitti; bu bitişle biz neyi kaybettik ve dünya neyi kaybetti

Bakınız bugün 'Batı! Batı!' diye yırtınıyoruz ya Batı yalnızca kendisini insan addediyor ve kendi dışındakilere hayvan muamelesi bile yapmıyor; müstamel eşya gibi görüyor.

Oysa vaktiyle bizim sahip olduğumuz ruhumuz (İslamiyet) bizim dışımızdakileri de insan görüyor ve herkese insanca davranıyordu. Topkapı Sarayı'ndaki Adalet Kulesi'nden dünyanın dört bir tarafına adalet ve huzur yayılıyordu.

Bizim hükümranlığımız bitti, dünya üzerinden 'adalet ve ahlak' mefhumları da kalktı.

Hele Amerikan hegemonyasından sonra insan manasından maneviyattan tamamen soyutlandı; sadece beden olarak bilinip, bedenin ihtiyaçları giderilmeye çalışıldı.