Yazar, küresel güçlerin gıda kontrolünü nüfus kontrolü aracı olarak kullandığını, GDO ve kimyasal katkılarla beslenme çöküntüsü yarattığını iddia etmektedir. Bu iddiaları Henry Kissinger'ın konuşmalarına ve modern hastalık artışına dayandırmakta, genetik değiştirilmiş buğdayı başlıca sorumlu göstermektedir. Peki tarih boyunca insanlar hangi faktörlerle karşı karşıya kaldığında hastalık oranları benzer biçimde artmıştı?
Ahirzamanda dört koldan ilerleyen fesat güçleri, "... ben onlara emredeceğim, onlar Allah'ın mahlukatını ifsat edecekler!" (Nisa Suresi: 119) diyen şeytanın rehberliğinde geniş çaplı yıkım ve bozgunlara yol açmaktadırlar.
İnsanın yaradılış kanunlarını, ifsada dönüşen gizli-açık faaliyetleriyle dünya hayatını ve sağlıklı hayat tarzını hücrelerden başlayarak, genetik yapısını kontrol edebilecekleri bir hale getirdiklerini, çeşitli metotlarla uyuttukları insanların dikkatlerinden kamufle ederek kaçırabilmektedirler.
Şeytanî güçlerin politik kolu fesat çalışmalarını bazı toplantılarda açıklamaktan haya etmemektedir. Bunların önde gelenlerinden Henry Kissinger "10 Aralık 1974 tarihinde ABD Dışişleri Bakanı olarak, Başkan Gerald Ford'a sunduğu 123 sayfalık raporunda "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!" diyerek, yol göstermektedir. Yine Birleşmiş Milletlerin Roma'da düzenlediği, Dünya Gıda Konferansında: "İnsanların size güvenip dayanmalarının, size bağımlı olmalarının ve bu şekilde sizinle işbirliği yapmalarının yolunu arıyorsanız, onları gıdaya bağımlı hale getirmek mükemmel bir yöntemdir" diyerek, toplantıda niyetini gizlememiştir. Ona göre gıda etkili bir silâh olduğundan "Tarım, Tarım Bakanlığının ellerine bırakılmayacak kadar stratejik"1 sözü, dünya fesat imparatorluğunun bir temsilcisi olarak ona aittir.
Bu desteklerden güçlenen gıda endüstrisi kolu ise, akıl almaz metotlarla geliştirdiği GDO saptırma programları ve binlerce emülgatör kimyasal katkı maddeleriyle raf ömrünü uzatma, lezzet, koku ve bağımlılık yapıcı özellikleriyle besleyici özellikleri bulunmayan, hücrelerin hafızalarında yazılı olmayan işlenmiş gıdalarla sofralar kuşatılarak, kontrol altına alındı. Tüketicilerin bilgi yetersizliğinden ve yanıltıcı reklamların etkili yönlendirmelerinden faydalanılarak gerçekleştirilen bu istila hareketi sonucunda, tarih boyunca duyulmayan ve hızla artan kronik hastalıklar zincirinin yıkıcı etkisiyle insanlar, maddî ve manevî büyük zararlara uğratıldı. İnsan nüfusunun kontrol altına alınabilmesi planlanarak, kısırlık yaygınlaştırıldı. Bunun sonucunda 50 yıl önce bulunmayan, kullanılan ilaçlarla dışa bağımlı tüp bebek üniteleri, geniş uygulama alanlarına yayıldı.
İnsan neslinin ana rahminden itibaren başlatılan ifsat programlarının gelişim sürecini başından izleyemeyen toplumların, genel sağlıkları bozulduğu gibi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimleri hızla negatife kaymaktadır. Bilgiye ulaşma problemleri çözülemediği sürece Kur'ân-ı Kerîm'in ifadesiyle: "İnsan nesli, kültürü, tarım ve beslenme kaynaklarındaki bozgun..." artarak devam edecektir. Bu planlarla gerçekleştirilen, fıtrat kanunlarını ifsat program ve uygulamaları, insanlık âlemine büyük kayıplar yaşattığından çok pahalıya mal olmaktadır. Kullanılan binlerce kimyasal madde ile, insan organizması kimyasal toksin deposuna dönüştürüldüğünden, değişik hastalıkların yaygınlaşması sonucu, ilaç ve hastane yatırımları, insanların huzur ve refah düzeyinin gelişmesine engel olmaktadır.

4