HERKES ÖZGÜR DOĞAR, ÖZGÜR YAŞAMALIDIR.

Özgürlük insanın doğası mıdır yoksa kurumsal güçlerin onu tanımladığı bir yanılsamı mı; Türkiye bu soruya demokrasi ile mi cevap verebilecek?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, özgürlüğün insanın doğal hakkı olduğunu savunan klasik düşünürleri referans alarak, ancak devlet otoritesi ve demokratik kurumların da özgürlüğü korumak için gerekli olduğunu argümanlarıyla göstermektedir. Stalin ve Hitler örnekleriyle totalitarizmin ideolojik kaynağı ne olursa olsun aynı derecede yıkıcı olduğunu vurgularken, Türkiye'nin otoriter yapılardan hukuka dayalı demokrasiye geçişte yaşadığı sancıları hatırlatmaktadır. Peki, halkın demokrasi bilinci olmadan kurumlar özgürlüğü tek başına güvence altına alabilir mi?

Ünlü düşünürler ve atasözleri insan özgürlüğünün doğal hak olduğunu, insanların özgür doğduğunu savunur.

John Locke; "Her insan iki hakka sahip olarak dünyaya gelir. Birincisi, başka insanların üzerinde hiç bir gücünün söz konusu olmayacağı özgürlük hakkıdır. İkincisi ise, mülkiyet hakkıdır."

Thomas Jefferson; "Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır. Yaradanları tarafından vazgeçilmez haklara sahip kılınmışlardır. Bu haklar; yaşam, özgürlük ve mutluluğa ulaşma hakkıdır."

Namık Kemal; "Ne mümkün zulm ile bidad ile imha-i hürriyet." demiştir.

Mustafa Kemal Atatürk; "Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküntü vardır. Her ilerlemenin ve her kuruluşun anası özgürlüktür." demiştir.

İnsan doğuştan özgür olmasa ve demokrasi insanın doğasında olmasa, aynı insanlık tarih içinde bu kadar mücadele etmez bu kadar bedel ödemezdi.

Hele hele "Kölelik", sıradan bir yönetim biçimi tartışmasının ötesinde, başlı başına bir insanlık suçudur.

Öte yandan "özgürlük doğaldır ama özgürlüğü korumak siyasal ve kültürel kurumlar gerektirir"

Her şeyden önce toplumsal yaşamı koordine edecek, koruyup kollayacak, güvenliği sağlayacak, kural koyacak otoriteye ihtiyaç var. Bu otoriteyi halk adına, halkın temsilcisi, devlet organize eder.

Meşhur Japon hikayesi, 7 Samurai hikayesi toplumlarda devlet ihtiyacı için bir örnektir. Ancak 7 Samurai haydutlardan kurtardıkları köyde sonradan eğer isteselerdi bir dikta rejimi kurabilirlerdi. Ama bu defa lider hangisi olacak savaşı başlardı. Bu nedenle halkın kendisinin organize olması önemlidir.

Aslında, geçmişte ve bugün krallar ve diktatörler, popülizm yoluyla, zor kullanarak, din istismarı yoluyla, devlet imkanlarını kullanabilmiştir. Sonrasında bu çıkarlardan vazgeçmeyi hem tehlikeli görmüş, hem de kötü niyetli olan diktatörler bu imkanları güçlerini artırmak ve devam ettirmek için kullanmaya devam etmiştir.

Bu güç odakları kötü niyetli olursa, Hitler gibi devlet imkanlarını kullanarak siyasette bir defa seçildikten sonra dikta rejimi kurabiliyorlar ... Halkın bir kısmına devletten imkanlar vererek veya onların milli duygularını istismar ederek, çeteler oluşturabiliyorlar.