Kahramanmaraş okul saldırısında bir grup; "Mümin Kardeşler Grubu"

Kahramanmaraş'taki dört şehit genci 'ibret' olarak sunan bu yazı, acıyı anlam arayışına dönüştürüyor; ama acı her zaman ibret vereni mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Kahramanmaraş'ta hayatını kaybeden dört genci dini yaşantılarının sağlamlığı üzerinden 'bize verilmiş bir mesaj' olarak değerlendirmektedir. Bu değerlendirmeyi, gençlerin ibadete ve ahlaka odaklı yaşamlarından hareketle yapıyor; ancak trajik bir olaydan çıkarılan dini ve ahlaki çıkarımlar, acıyı meşrulaştırma riski taşımaz mı?

Bazı acılar vardır ki, kelimeler onları anlatmakta kifayetsiz kalır...

Kahramanmaraş'ta yaşanan o elim hadise de işte böyle bir acıdır. Hayatlarının başında, tertemiz kalpleriyle on yavrumuz ve bir öğretmenimiz bu dünyadan göçüp gittiler. Her bir hayat ayrı birer hikaye... Ancak dört isim var ki arkalarında unutulmayacak bir iz bıraktılar. Öyle ki bu hadise ibretlik bir menkıbe misali hafızalarda yerini aldı.

Kahramanmaraş'tan arkadaşımdan aldığım bir mesajı sizlerle paylaşmak istiyorum. Şehit Bayram Nabi Şişik'in babası İsmail Bey anlatıyordu;

"Oğlum ve üç arkadaşı "Mümin Kardeşler Grubu" adını koydukları bir WhatsApp grubu kurmuşlardı. Her daim hayırlı şeyler paylaşıyorlardı. Abdestsiz okula gelmemek üzere sözleşmişlerdi. Namazlarını vaktinde kılmaya gayret ediyorlar, bazen bizlere "Anne, baba namazımızı geciktirmeyelim" diye hatırlatmada bulunuyorlardı...

Henüz ömrünün baharında dört genç...

Dünyanın aldatıcı telaşına kapılmadan, birbirlerine hayrı tavsiye eden, ibadeti hayatlarının merkezine alan, temiz niyetlerle yol yürüyen dört arkadaş...

Ve kader... onları yine birlikte yazmış musalla taşına. Dört isim... dört yürek... dört umut... aynı gün, aynı olayda Rabbine yürüdü.

Bu tabloyu sıradan bir olay gibi görmeyelim; bir tesadüf mü, yoksa bize verilmiş bir mesaj mı

Onları ve ailelerini tanımayan Antep'ten gelen akademisyenlerin sadece "acınızı paylaşmaya geldik" diyerek şehit evinde Kur'an okumaları...

Bir babanın, gözyaşları içinde ama teslimiyetle konuşması... "Ne mutlu onlara" diyebilecek bir iman sadakati...

Bunlar tesadüfi olabilir mi

Bu dört evladımız bize şunu hatırlatıyor olabilir mi; "asıl mesele ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır."

Asıl mesele, bu dünyadan ne götürdüğümüz değil; "Rabbimizin huzuruna hangi hal ile çıktığımızdır."

Onlar kısa yaşamış olabilirler...

Ama dolu dolu yaşadılar.

Belki az konuştular...

Ama doğruyu konuştular.

Belki küçük bir çevreleri vardı...

Ama o çevreyi hayırla inşa ettiler.

Ve şimdi...

O "Mümin Kardeşler Grubu", aslında hepimize bırakılmış bir miras olarak hafızalara kazındı.