Ebru Kılıçoğlu

Cumhuriyet

Yorgun ve mutlu

Belki maç başlamadan önce, Galatasaray'ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine. Belki buna, evinde oynama avantajını da eklemiştir. Ancak ilk düdükle beraber, Galatasaray hesapları değiştiriyor; bütün tutkusu ve baskısıyla rakip kalenin önüne yerleşiyor. Öyle ki, Antalyaspor Gü

Gel-git

Galatasaray, maçın ilk 45'te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor. Bunun iki nedeni var: 1- Sane; 2- Samsunspor'un baskıya maruz kalması; ki bu Sarı-Kırmızılıları, kafesin kapısını açık bulan bir aslana döndürüyor. Biri Sane'nin kopup gittiği, diğeri Sane'nin Osimhen'e

Denge

İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, "Olay çıkmasa bari" temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor. Maçın geneli "kusursuz bir denge" içinde geçiyor. İki takım da hata yapmadan temkinli oynamaya çalışıyor. Bu da sahaya tutuk ve sıkıcı bir futbol olarak yansıyor. Kal

Kayıp

Eksik ve tuttuk... Union St Gilloise karşısındaki Galatasaray'ın oynadığı futbolun özeti bu. Konuk takım, Galatasaray'ın bünyesine hiç iyi gelmeyen aşırı kalabalık defans anlayışı ile SarıKırmızılıları yıpratıyor. Kenardan gelecek taktik müdahaleye kadronun darlığı müsaade etmezken, sahadaki futbolcuların vasat oyunu da puanların alınmasına izin ve

Son kahraman

Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor... Başına olabilecek her şey geliyor: Cezalılar, sakatlar, depresyonlular... Üzerine bulduğu tüm pozisyonlara rağmen Gençlerbirliği, Niang ile ilk golü buluyor (22). Senaryonun 'bu kadar da olmaz' anı ise Lemina ve Singo'nun sakatlanıp çıkması. Volkan Demirel'in hızlı ve hırslı takımı; bir go

Ders!

İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda "Ne de olsa sınıf birincisiyim. alışmadan geçerim" rahatlığıyla çıkıyor sahaya. abalamıyor, konsantre olmuyor... Belki 4-4-2'ye dönen (ama sahaya öyle yansımayan) taktiğin etkisi var. Ama çokça "çalışkanın" seyircisi ve teknik ekibiyle Kocaelispor olmasından kaynaklanıyor bu durum. Kocaeli,

Arı kovanı!

Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır... Her iki taraf da hızlı olmaya, rakibinin oyununu bozmaya, sahaya hâkim olmaya çalışıyor. Hem ikisi de başarıyor hem ikisi de başaramıyor! Fatih Tekke, takımına iyi çalıştırdığı taktikle Galatasaray'ın oyun akışını orta sahada tıkıyor, top geçirtmiyor, pas hatasına zorluyor. G.Saray'da Okan Buruk'un pr

Yolunda...

Göztepe'nin golü; Galatasaray, madden sahada olsa da kafaca henüz maça başlamadığı bir anda; Göztepe'nin alameti farikası olan kaptı-kaçtı taktiğiyle geliyor (6-Efkan). Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen'e bırakıyor. O üzerine düşeni 19'da yerine getirip golü atıyor ama m

Osi-man

Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor. Bu süreye, rakibini şaşırtan bir baskı, pozisyonlar ve bir de Osimhen imzalı gol sığdırıyor. Bodo, rakip yarı sahaya ancak 10. dakikada geliyor ama gelir gelmez ciddi bir gol tehlikesi yaratıyor. Böylece anlıyoruz ki, fizikli, dirençli ve disiplinli

Ef-Sane etkisi

Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor. Bunda, bu oyununun Başakşehir'e "yetmesi"nin etkisi büyük. Zira onların performansı o kadar düşük ki, Galatasaray iyi oynuyor gibi gözüküyor. Sarı-Kırmızılılarda İlkay ve Sane'nin oyuna katkısı dikkat çekiyor. İki futbolcu, öz