Geleceğimiz çocuklar...

Gazze'deki çocukların acısı, 23 Nisan'ı sorgulatırken, küçük dokunuşlarla dünyayı değiştirebileceğimiz söyleniyor—ama bireysel sorumluluk çerçevelemesi, yapısal sorunları gerçekten çözer mü?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Gazze'deki çocuk ölümleri bağlamında 23 Nisan Bayramı'nın anlamını yeniden tanımlamayı önerirken, temel iddiası her yetişkinin kendi çevresiyle başlayan küçük ama anlamlı dokunuşlarla çocukların dünyasını iyileştirebileceğidir. Bu iddiayı Üsküdar Çocuk Köyü örneğine dayadığı halde, çocukların oyun oynadığı saatlerin acıyı gerçekten iyileştirip iyileştirmediği sorusu açık kalıyor.

Bir 23 Nisan'ı daha geride bıraktık. Uzun yıllardan sonra en anlamlı, yüreklerimizi en acıtan 23 Nisan olabilir... Gazze'de hayatını kaybeden çocuklarımız için yanan yüreklerimiz, ülkemizden gelen acı haberlerle birleşince bayramın anlamını yeniden düşünmek zorunda kaldık.

Bugün bayram coşkusunu konuşurken içimizde buruk bir sessizlik de taşıyoruz. Çünkü çocukların gülüşlerinin sustuğu her yer aslında insanlığın biraz daha eksildiği bir yerdir. 23 Nisan yalnızca bir bayram değildir. Çocukların güvenle büyüyebildiği bir dünya kurma sorumluluğunu bize hatırlatan bir vicdan çağrısıdır.

Belki de bu yıl en çok çocukların sadece oyun oynadığı ve korkmadan uyuduğu bir dünyanın hayalini kurmaya ihtiyacımız var.

Bu yıl "herkes kendi kapısının önünü süpürse..." düşüncesinden yola çıkarak Üsküdar Çocuk Köyü'nde gerçekleştirilen 23 Nisan Çocuk Şenlikleri'ne Kız Çocuklarını Koruma Derneği, Aile 101 Akademi ve Terapi Dükkânı Danışmanlık Merkezi'nin katılımıyla küçük ama anlamı büyük bir adım atıldı.

Çocukların kahkahalarıyla dolan alan bir günlüğüne de olsa dünyanın olması gerektiği halini bizlere hatırlattı. Yüz boyamaları, açık alan oyunları, ritim atölyeleri, taş boyama atölyeleri, paylaşılan hediyeler ve en önemlisi çocukların kendilerini değerli hissettikleri anlar aslında barışın ve umudun en sade halini gözler önüne serdi.

O gün bir kez daha gördük ki çocukların mutlu olduğu her ortam, yetişkinlerin sorumluluklarını hatırladığı bir vicdan aynasıdır.

Çünkü büyük değişimler çoğu zaman küçük dokunuşlarla başlar. Bir çocuğun elini tutmak, onunla oyun oynamak, onu dinlemek ve yanında olduğunu hissettirmek... Dünyayı değiştirmeye atılan en gerçek adımlardır.

Çocukların sıcak bir gülümsemeye ve görülmeye ihtiyaçları var. Çünkü onların iletişim dili oyundur. Bir çocukla oynamak, yalnızca onun dünyasına dahil olmak değil aynı zamanda yetişkini de iyileştiren bir eylemdir.