Görünmeyen yağlar beynimizi nasıl etkiliyor

Sağlıklı olmak çoğu zaman tartıda gördüğünüz rakamlarla ya da aynadaki görüntünüzle ilişkilendirilir. Oysa son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, vücudumuzdaki yağın ne kadar olduğundan çok nerede depolandığının sağlık açısından belirleyici olabileceğini gösteriyor. Radiology dergisinde birkaç gün önce yayımlanan yeni bir araştırma ise bu konuyu bir adım ileri taşıyarak gözle fark edilemeyen yağ birikimlerinin beyin sağlığıyla doğrudan ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. Özellikle iç organlarda biriken yağlar, beynin yapısal bütünlüğü ve yaşlanma süreci üzerinde düşündüğünüzden büyük bir rol oynayabilir.

Sadece dışardan görünen değil

Vücuttaki yağ dokusu sadece cilt altındaki fazlalıklardan ibaret değildir. Karaciğer, pankreas ve kas dokusu gibi iç yapılarda da yağ birikebilir. Bu yağlanma dışarıdan fark edilmez ve çoğu zaman 'normal kilolu' bireylerde bile görülebilir. İşte bu yüzden bu duruma halk arasında sıkça 'skinny fat' yani zayıf ama yağlı vücut yapısı adı verilir. Araştırmacılar yaklaşık 26 bin yetişkinin manyetik rezonans (MRI) görüntülerini inceleyerek, yağın vücutta nasıl dağıldığını detaylı biçimde analiz etmiş. Sonuçlar özellikle pankreasta yoğunlaşan yağlanmanın ve kas dokusuna yerleşen yağın, beynin gri madde hacminde azalma ve daha hızlı beyin yaşlanması ile ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu da bizlere yalnızca vücut kitle indeksine (BKİ) bakmanın sağlığı değerlendirmek için yeterli olmayabileceğini bir kez daha gösteriyor.

Beyin yaşlanmasını nasıl etkiliyor

Beynimiz yaş aldıkça doğal olarak bazı yapısal değişiklikler geçirir. Ancak araştırmaya göre belirli yağlanma profillerine sahip bireylerde bu süreç daha erken ve daha hızlı gerçekleşebiliyor. Özellikle pankreas çevresinde biriken yağ dokusu, beyin hacmindeki küçülmeyle güçlü bir ilişki gösteriyor. Dikkat çekici olan nokta ise bu etkinin hem kadınlarda hem de erkeklerde görülmesi ve klasik obezite tanımlarından bağımsız olması. Yani kişi zayıf görünse bile, iç organ yağlanması varsa beyin sağlığı risk altında olabilir. Bu durum ilerleyen yaşlarda bilişsel performansın azalması, hafıza sorunları ve hatta demans riskinin artmasıyla ilişkili olabilir. Günümüzde Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların artışı göz önünde bulundurduğunda durumun ciddiyeti ortada.

Beslenme nerede devreye giriyor

İç organ yağlanması büyük ölçüde yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili. Özellikle rafine karbonhidratlardan, yüksek fruktoz içeren şekerli içeceklerden ve ultra işlenmiş gıdalardan zengin bir beslenme modeli, yağın karaciğer ve pankreas gibi organlarda birikmesini kolaylaştırıyor. Tam tersine antiinflamatuar ve insülin duyarlılığını iyileştiren bir beslenme modeli ise bu tür yağlanmayı azaltmada önemli rol oynuyor. Akdeniz tipi beslenme bu noktada öne çıkan yaklaşımlardan biri. Zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve balık ağırlıklı bir beslenme programı hem metabolik sağlığı hem de beyin fonksiyonlarını destekliyor. Ayrıca altını çizmek istiyorum ki yeterli protein alımı, özellikle kas kaybını önleyerek yağın kas dokusuna yerleşmesini engellemeye yardımcı adımlardan biri.