Kaçış değil dönüş...

Şehrin gürültüsü bazen yalnızca kulaklarımızı değil, ruhumuzu da yorar. Kalabalığın içinden geçerken fark etmeden eksiliriz; zamanın hızına yetişmeye çalışırken kendimizden uzaklaşırız. Sanat, tam da bu kaybın eşiğinde bizi yakalayan bir nefes gibidir. Bu yüzden sanat etkinliklerine ayıracağımız vakti birer "kaçış" değil, belki de birer "dönüş" olarak düşünmek gerekir.

Bu haftanın kültür takviminde öne çıkan etkinlikler arasında, gençliğin enerjisini şehre yayan önemli bir buluşma var: Uluslararası İstanbul Çocuk ve Gençlik Sanat Bienali. Palet Kültür Sanat ve Eğitim Derneği tarafından iki yılda bir düzenlenen bienal, bu yıl "Sanatını Mutlulukla Buluştur" temasıyla yalnızca bir sergiler bütünü değil; adeta bir umut haritası sunuyor. Küratörlüğünü ünlü ressam Devrim Erbil'in yaptığı bienalin ana duraklarından biri Müze Gazhane. Ancak etkinlikler Kadıköy'den Üsküdar'a, meydanlardan vapurlara kadar uzanıyor.

Şehri dolaşırken etkinliklerden birine denk gelip biraz durabilirsek, yalnızca estetik bir deneyim yaşamakla kalmaz; kendi içimizdeki çocuğa da selam vermiş oluruz.

Şayet Taksim'e yolunuz düşerse, tarihî kökleri de olan bir opera eseri sizi bekliyor: Edusa: Bir Anadolu Hikayesi operası. İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, Atatürk Kültür Merkezi sahnesinde Anadolu'nun binlerce yıllık hafızasını bugüne taşıyor.