Türkiye, bedeli ne olursa olsun: Her daim mazlumdan yana tavır alıyor. Filistin'den Irak'a, Mısır'dan Arakan'a, Suriye'den Doğu Türkistan'a. Gücünün yettiği, elinin uzandığı her coğrafyadan binlerce misafir ağırladı, ağırlıyor.
Türk askeri, dünyanın neresinde olursa olsun: Zorda olanların, darda kalanların, evlatlarını ve namuslarını korumak isteyenlerin yardımına koşuyor. Kore'den Afganistan'a, Bosna'dan Kosova'ya, Kıbrıs'tan Libya'ya, Somali'den Katar'a. Sadece resmi sınırlarımızın değil, sorumluluk sahamızın da huzur ve güvenliğini sağlamaya çalışıyor.
Kıymetli Süleyman Çobanoğlu'nun söylediği gibi: "Türkiye ağır yüktür, bilmeyen ne bilesi."
Buradan şuraya geçelim.
1992 yılında Sırp ve Hırvat saldırısı başladığı zaman, devlet ve millet olarak, Bosna'ya ve Boşnak kardeşlerimize gücümüz yettiğince sahip çıktık.
1993 yılında Türk askeri, Türk Kıdemli Subaylığı ismiyle, Birleşmiş Milletler Koruma Gücü (UNPROFOR) bünyesinde Bosna'ya gitti. Savaşın sona erdirilmesi ve barışın tesis edilmesi için gayret sarf etti. Devletimiz, savaşın devam ettiği dört buçuk yıllık süreçte, çok sayıda Bosnalı kardeşimizi ülkemizde misafir etti. Yaralanan Boşnak sivil ve askerler de ülkemizde tedavi edildi.
1995 yılında savaş sonlanınca, aynı yılın sonlarında, NATO önderliğinde kurulan çok uluslu Uygulama Gücü (IFOR) bünyesinde yer aldık. Zenitsa şehrinde konuşlu Türk Tugayı ileIFOR'a kuvvet katkısı sağladık. Güvenliği sağlamak ve ağır silahların güvenli depolara yerleştirmek için elimizden geleni yaptık.
Bir yıl sonra BM Güvenlik Konseyi'nin kararı doğrultusunda kurulan İstikrar Gücü (SFOR) bünyesinde de yer aldık. Yine NATO önderliğindeki kurulan çok uluslu SFOR barış gücüne de kuvvet katkısı sağladık. Barışa karşı olası tehditleri bertaraf etmek ve sivil sektör organlarının çalışmasını kolaylaştırmak adına elimizden geleni yaptık.
2004 yılı sonunda, SFOR'un yerini Avrupa Birliği Gücü (European Union Force-EUFOR Althea) aldı. Fakat NATO'nun Bosna'daki varlığı sona ermedi. Saraybosna'da, yerel askerî kuvvetlere destek sağlamayı amaçlayan, NATO Eğitim Merkezi kuruldu.
Aslına bakılırsa, SFOR'dan EUFOR Althea'ya geçiş, büyük oranda isim ve komutan değişiminden ibaret oldu. Askeri kuvvetlerin yüzde 80'i yerinde kaldı. Türkiye olarak biz de EUFOR Althea bünyesinde yer aldık. Dayton Anlaşması'nın askerî şartlarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemek adına, kuvvet katkısı sağladık. Zavidoviçi, Zenitsa Travnik, Livno ve Yablanitsa'daki EUFOR LOT (gözlem) evlerinin idaresini üstlendik.
Başlangıçta EUFOR Althea bünyesinde yer alan Estonya, Finlandiya, Lüksemburg ve Birleşik Krallık, ilerleyen dönemde barış gücünden çekildi ama biz kaldık. 2006 yılından itibaren Türk Unsur Komutanlığı ve 2007 yılından itibaren Türk Temsil Heyeti Başkanlığı olarak görev yapmaya devam ettik.
Türk Temsil Heyeti Başkanlığı olarak, sadece askeri vazife yapmadık. Birçok STK hizmetine de imza attık. Dil öğrenim kursuları, yardım paketi dağıtımı, aşevlerine yardım ve yolda kalanlara yardım vb.
EUFOR Althea'nın yirminci yıl dönümüne denk gelen bugünlerde ise garip bir şey oldu, oluyor. 350 kişilik subay, astsubay, uzmandan oluşan askeri gücümüzün önemli bir kısmı, Ağustos ayı içerisinde kademe kademe Türkiye'ye döndü. Geride EUFOR Althea, NATO Saraybosna Karargâhı ve beş EUFOR LOT'unda görevli 40-50 kişilik bir kuvvetimiz kaldı. Onlar da ağırlıklı karargâh hizmetlerindeler.