Kosova'da neler oluyor

Kosova'da neler oluyor

AYHAN DEMİR

Bu yazıyı Kosova – Türkiye müsabakası öncesinde yazmaya başladım. Siz, bittikten sonra okuyor olacaksınız. Bunu, neticeden bağımsız olarak söylüyorum. Kazanan, iki ülke arasındaki dostluk ve kardeşliktir. Bunu, bizi sinir eden sınırlara takılmadan söylüyorum. Türkiye, Kosova'dır; Kosova, Türkiye'dir. Bunların hepsi, futbol maçından veya konjonktürden daha değerlidir.

Kitlelerin en çok sevdiği ve takip ettiği bir spor dalı olan futboldan, bir başka çok sevilen ve takip edilen konuya geçelim. Fakat Kosova'dan ayrılmayalım.

Binlerce yıllık bir tecrübedir: İnsanlar, iki nedenden dolayı bir makama talip oluyorlar. Hizmet etmek ve kudret/servet sahibi olmak. Davanın yükünü omuzlamak veya kendi yükünü tutmak.

Kendi yükünü tutmak isteyenlerin 'dava' dediği şey, aslında yine kendi ikballeri ve ihtiraslarıdır. 'Ben' diyemedikleri için, 'dava' diyorlar. Hakkaniyetin gereğini değil, kendilerine sadakat bekliyorlar. Ancak imkânlar için verilen hâkimiyet mücadelesine dava diyemeyiz.

Pekâlâ, 'herkesin davası kendine' deyip kenara çekilebiliriz. Bu yazı da kaleme alınmamış olur. Fakat biriktirdiğimiz nice şahitlik, bizi zorluyor.

Kendimizi hak etmediğimiz bir yere koymamız halinde, işin rengi yıkıcı bir biçimde değişiyor. Sevilen, sayılan, beğenilen insanları tehdit gibi görmeye başlıyoruz.

Meziyet ve şahsiyet sahibi olanları değil, yanlışları bile onaylayan ve alkış tutan elleri, durmadan öven dilleri tercih ediyoruz.

Haliyle, bilerek veya bilmeyerek, milletin kıymetli evlatlarını öğüten, emekleri ziyan eden bir değirmen taşına dönüşüyoruz.

Bu ruh hali, evvela toplumdaki adalet duygusunun zedelenmesine yol açıyor. Tartımız, terazimiz bozuluyor. Yani ölçüyü kaybediyoruz.

Evet, bütün bunlar, 'dava' adına yapılıyor.

O halde, soralım:Mesuliyet, mahcubiyet ve mensubiyet duygusu olmayanın 'davası' olur mu Kendi hırslarını, ihtiraslarını 'dava' olarak gören ve gösterenler, hangi 'davaya' hizmet etmiş olur

Şurası çok net: Davaya özel eşya muamelesi yapamayız, yapmamalıyız.

Hakkımıza razı gelmediğimiz, nasibimize rıza göstermediğimiz zaman, haksızlık yoluna girmiş oluyoruz.Hatalı yoldan, doğru noktaya varamayız.

Pekâlâ, 'herkesin davası kendine' deyip kenara çekilebiliriz. Bu yazı da kaleme alınmamış olur. Fakat biriktirdiğimiz nice şahitlik, bizi zorluyor.

Bütün bunların, Kosova ile ne ilgisi var Sorunun, sorumuzun cevabını da verelim.

Kosova Demokratik Türk Partisi-KDTP, 28 Aralık 2025 tarihinde yapılan ve tek Türk partisi olarak katıldığı son parlamento seçimlerinde, Mamuşa haricindeki neredeyse tüm seçim çevrelerinde oy kaybı yaşadı. Özellikle Prizren'de...

KDTP Genel Başkanı Fikrim DAMKA, partisinin ancak yarısı kadar oy alarak parlamento dışında kaldı. Buna karşılık Mamuşa şehri, hem KDTP'nin hezimetine mani oldu hem de şehrin iki evladını Kosova Parlamentosu'na göndermeyi başardı.

Bunu hazmedemeyen KDTP Genel Başkan YardımcısıFurkan ERGÜLERileCenet ZUBANİ,Mamuşa'daki seçim sürecinde usulsüzlükler yaşandığını ileri sürerek, Merkezi Seçim Komisyonu'na itirazda bulundular.Ancak itirazları mesnetsiz bulunarak reddedildi.

Ne var ki, gerçek oy hırsızlığı Prizren'de yaşandı. Fakat tabiri caizse, suçüstü yakalandılar. Prizren Savcılığı'nın, binlerce oyun çalınmasıyla ilgili, yürüttüğü soruşturma halen devam ediyor. Soruşturma kapsamında KDTP'nin de sandık görevlileri gözaltına alındı, biri de tutuklandı.

MSK'nın yeniden sayımı neticesinde, haksız şekilde lehine en çok yazılan KDTP adaylarının Fikrim DAMKA, Furkan ERGÜLER