Attila Gökçe

Attila Gökçe

Milliyet
Spor 111 yazı 0 takipçi

Okan hocam seni ayırıyor! Tedesco'yu alkışlıyoruz

Yıllardır kült olmuş, spor klasiklerinin arasına yerleş[1]miş popüler bir listemiz var: Futbolda yılın antrenörleri...Hemen otomatiğe bağlayarak lig lideri ya da şampiyonluk hedefine ulaşmış antrenörleri -ezberden en başa koyar, sora üç kişilik bir kısa liste yapar, geçeriz. Bu yıl popüler spor kültürümüzdeki çerçevenin dışına çıkarak farklı ölçüml

Sinyor'u da yendiler

Eksiğiyle, noksanıyla yılın son derbisine tanık olduk. Her iki takımın kadroları, önce Afrika Uluslar Kupası maçlarıyla, sonra cezalar, sakatlar nedeniyle renklerini ve derinliklerini kaybetmişler, sadeleştirilmiş halleriyle son buluşmaya gelmişlerdi. Elbette Fenerbahçe daha avantajlıydı, kendi evindeydi. Taraftarının önündeydi. Dahası ligin ilk ya

Kariyeri biten (!) ve parlayan (!) hakemler

Futbol kültürünüzde hakem, tribünde de medyada da eleştirel konuların baş kahramanıdır. Öyle ki kararları ile maçın üzerine çıkmayan, tartışmalardan uzak kalan, hemen her hareketi doğru düdüklerle değerlendiren hakemlerimiz, haydi biraz ironi yapalım, medyamıza göre sözü bile edilmeye değmez en başarısız (!) hakemdir. Yorumcular ve hakem eleştirmen

Utandıran istatistikler

Gönüllerince, keyif alıp keyif vererek oynadılar. Süper Lig'de skor tabelaları ile puan cetvellerine sıkışan futbol, giderek oyun özelliğini kaybediyor, zaman zaman insanları hayal kırıklığı ile coşku arasında git-gellere sürüklüyordu.Böyle bir ortamda Beşiktaş, ligin en zor deplasmanlarından birinde 18. ve 22. dakikalarda hem oyunun güzelliğini gö

Müjde üçüzümüz oldu!

Neyse, bunu da gördük. On beşinci haftada şampiyon adayları arasına Trabzonspor da katıldı. Hem de iki puan farkla Galatasaray'ın ensesinde yer aldılar. Süper Ligimizde yıllardır daha ilk yarılar tamamlanmadan şampiyonun belli olduğu, ikincinin de yerine çakılıp kaldığı sezonlar yaşadık. Ligin heyecanını alıp götüren, geride kalan zirve adaylarının

Skor değil, maç güzel

Kuşku da vardı, coşku da... Goller, beceriler, hatalar vardı. Hepsinde yürekler yerinden hopladı. Beşiktaş-Gaziantep FK maçı, haftanın heyecan ve telaş gösterilerinden biri olarak alkışlandı. Skora bakmadan durum 2-2 iken yazalım: İki takıma da treşekkürler. Oyuncuların tümüne alkışlar! Sahi maçın kenardaki patronlarına da bakmamız gerekiyor.Sergen

Olmadı Okan hocam!

Okan Buruk, kariyerine saygı duyduğum spor insanıdır. Yıllar önce Trabzonsporlu Soner'in, hem de Erman Toroğlu'nun yönettiği maçta, bacağını kırması, başına gelen en talihsiz olaylardan biridir. Kontrolsuz bir kazadır. Genç yaşta formasından uzak kalmış, tedavi ve hazırlık disipliniyle erken sayılacak bir sürede oyuna dönmüştür.Okan Buruk'un unutam

Fatih Hoca kazandı

Bazısı "Dünyanın en büyük derbisi" diye parıltılı paketlere sardı, olmadı. Süper Lig'in gizli finali, dedik, her şeyin yeniden başlayacağına hükmettik, yine olmadı. Nasıl buluştularsa öyle ayrıldılar. Ev sahibi Fenerbahçe Lider'i minimum farkla (1 puan) izlemenin korkutucu ve tehdit eden hâlini korudu. Kadıköy'ün konukları da en üstteki statülerine

Derbi sahada kazanılır

"İki cambaz bir ipte oynayamaz"... Bu eski atalar sözünün açılımı şöyle: "Zeka, güç ve beceri anlamında eşit olanlar birbirlerini aldatamaz"...Hayatın öteki alanlarını bir kenara bırakarak spora bakalım: "Pekala oynayabilirler. Birbirlerini aldatabilirler efendim! Atletizmden futbola, güreşten boksa, cimnastikten voleybola kadar her dalda sporun te

Beşiktaş'ın kronik sorunu:Rafadan Tayfa Silva

Beşiktaş'ın "baş ağrısı" Rafa Silva, 10 milyon Euro'ya Benfica'dan İstanbul'a gelirken, sorunlarını da beraberinde getirmiş. Futbolda bilimsel çalışmalarını "veri madenciliği"nden yapay zekaya kadar geniş ve derin araştırmalarla sürdüren dostum Dr. Taner Karaman "Abi Beşiktaş, 'arızalı', 'sorunlu' bir tercih yapmış. Rafa'nın yaşadığı sorunlar değiş

Beşiktaş 10 kişi

Gönülden, candan, can-ı yürekten hepsi de 90 dakika boyunca mertçe, yiğitçe mücadele etti. Hayır, 1 değil, 2 takımdan söz ediyoruz.. Maçın farklı bölümlerinde üstünlük sağladılar, kazanmayı çok istediler ama olmadı! Rekabetin kızıştığı anlarda savunma ve hücum aksiyonlarının iç-içe girdiği öyle pozisyonlara tanık olduk ki, tabela dışındaki masum oy

Altay'dan attığım ok, Alp dağlarını aştı

1954 Dünya Kupası'nın acısını unutabilir mi İspanyollar Sanmıyorum. İki takım kendi sahalarındaki maçları kazanınca o günkü statü onları tarafsız saha Roma'ya götürmüştü. 2-2'lik maçın kaderi İtalyan çocuk Franco'nun eline kaldı. Kura atışını o yaptırdı ve Türkiye kazandı...Yukarıdaki satırları genç arkadaşlar için yazdım. İspanya'yı eleyen Türkiye