Tapulu bahçelerimize yaptığımız evlerin yıkılma ihtimali
Karaciğeri yoran hayatımızı medeniyetin işareti saymak, aslında kendi kendimizi kandırmak değil midir?
Yazar, beslenme bilinci ve yaşam tarzının medeniyetin göstergesi olduğunu savunuyor; çünkü karaciğerin temizlenmesine yardımcı olan sağlıklı seçimler yapmayanlar, aslında kendi vücutlarını yormaktadırlar. Ancak sağlık profesyonellerin bile ambalajlı gıdaları tüketmesi, söyledikleri ile yaptıklarının çelişkili olduğunu göstermektedir. Peki, bu çelişki, medeniyetten ziyade insan doğasının zayıflığının mı göstergesi?
Genel Yayın Koordinatörümüze yazan değerli okuyucumuz mailinde özetle şunları dile getiriyor:
"Merhaba Yücel Bey. Dün Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe göre kendi tapulu bahçelerimize yaptığımız bizlere nefes alma fırsatı sağlayan ayağımızın toprağa değmesi ve domatesimizi yetiştirdiğimiz ve tatillerde kullandığımız küçük evlerimizin yıkılması bir ay içinde gerçekleşecek. Bizler şehir hayatından bunalan ama tatile otele gidecek parası olmayan köylerde de yerleri olmayan kişileriz. Yıllardır zor şartlarda biriktirdiğimiz parayla küçük bir bahçe aldık ve başımızı sokacak küçük bir ev yaptık. Bugüne kadar yapılan bu tarz yapılara bir şekilde izin verildi ve yasal olarak korundu. Ama ne hikmetse yıllardır yapılan bu uygulama iptal edildi ve şimdi çok kısa bir süre içinde evlerimiz yıkılacak ve çok ağır para cezaları ile karşılaşacağız.
Bu durum bizlerde hayal kırıklığına sebep oldu. Bizler kendi tapulu arazilerini kullanan kişileriz, paramız yetse zaten imarlı yer alırdık. Devletin hazine arazisini işgal etmedik komşunun arazisine rahatsızlık vermedik. Bu durumu bizler ağır bir şekilde cezalandırma olarak algılıyoruz. Bir orta yol bulunabilir devlet vatandaşına sırtını dönmemeli. Bu yönetmeliğin tekrar gözden geçirilmesi ve yapıları yıkılma tehlikesi bulunan vatandaşlarla ilgili bir orta yolda buluşulmalı diyorum. Bu konunun bir şekilde yetkililere iletilmesi için sizden yardım bekliyorum. Saygılar sunuyorum.
Gülperi Yıldız
Medeniyet beslenmedir diyebilir miyiz
Sağlıkçılar olarak hastalarımıza, danışanlarımıza diyet yapacak olanlara vb. hep diyoruz ki: "Aman paketli gıdalar tüketmeyin. Ambalajlı gıdalardan uzak durun. Endüstriyel ürünleri, işlenmiş gıdaları vb. tercih etmeyin!.."
Ama yine hemen hepimiz de görüyoruz ki bu gıdaları sağlıkçılar da tüketiyor. Hem de hiç saklayıp gizlemeden. Öyleyse bu durum atalarımızın söylediği gibi "bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" olmuyor mu
Aslında burada şöyle bir hassasiyet var ve bu yazımda bu hassasiyete dikkat çekmeye çalışacağım. Bütün sağlık profesyonelleri bilir ki vücudumuzdaki karaciğerin en önemli özelliği vücudun temizleyici organı olmasıdır... Gerçekten de karaciğer bu anlamda da vücudun en önemli organlarından biridir. Vücudun arınması onun görevidir. Bu anlamda da vücudun fabrikası gibidir. Bir arıtma tesisindeki filtre sistemi gibidir. Karaciğer bu amaçla günlük vücuda lazım olan kanın temizlenmesini sağlar. Bu işleyişle birlikte vücudu toksinlerden, metabolik atıklardan vb. temizler... Böylece vücut genel sağlığını sürdürür.
Onun için biz sağlıkçılar olarak deriz ki vücudunuzun temizlenmesi için çaba sarf eden karaciğerinizi bir de ekstra olarak siz yormayın. Yani alkol ve sigaradan uzak durun. Alkol karaciğer için en büyük toksindir!..
Bol bol sebze tüketin, yeşil yapraklı sebzeler, turp ve benzeri gıdalar sarımsak limon gibi ceviz gibi enzimleri destekleyen antioksidanlardan tüketin. Bol için ki vücudun toksin atımı kolaylaşsın. Aşırı yemekten, yağlı yemekten, işlenmiş gıdalardan da mümkün olduğu kadar uzak durun ki karaciğerin bu görevinde ona yük bindirilmiş olmasın. Vücut bu dengeyi kaçırdığında karaciğer ne yapmaktadır Zorlanmaktadır.
Peki bir de kendimize dönüp bakalım. Özellikle sosyal medyada da yaygın hâle gelen bir yeme içme çılgınlığı yok mu Bakın reklamlara yarısından fazlası yeme içme reklamı. Gelin bizde şu lezzetler var, buyurun burada şu yöresel yemekler var. Şu yörenin şusu meşhur, bu yörenin busu meşhur... Biz bir yere giderken bile oranın sadece yemesine ve içmesine bakar hâle geldik veya sosyal algılarla getirildik. Ama bir yere giderken oranın tarihî yerlerini, coğrafi güzelliklerini, medeniyete katkılarını hesap edenimiz bir elin parmakları kadar neredeyse... Yabancı turistlere bakın çoğunluğu sırtında çantasıyla sokak sokak geziyor... Sonra yüzlerine filan bakıyoruz diyoruz ki: "Ne kadar sağlıklı gözüküyorlar..." Çünkü o bilinçli kimseler karaciğerini yormuyor... Bizde nice insanımız bakıyorsunuz gencecik yaşta ama göbek çıkmış, çehre yorgun, vücut ödem toplamış bitkin hâlde neredeyse... Niye Çünkü karaciğer yorgun... Artık zorlanıyor... Karaciğer yağlanması dediğimiz de bu aslında...

4