Müslümanların birleşmekten başka seçenekleri yoktur
Emperyalizm Müslümanları parçalamak için savaştırırken, bağımlı yöneticiler el bile uzatamıyor—peki güç birliği için beklediğimiz 'uyanış' gerçekten mümkün mü?
Yazar, emperyalizmin Müslüman ülkeleri tarihsel olarak parçalayarak zayıflatıp bağımlı hale getirdiğini savunuyor; bu durumun Türkiye dahil günümüz Ortadoğu'sunda sürmesinin nedeni ise NATO ve ABD üstünlüğü altındaki ülkelerin tarafsızlığının sahte olduğunun altını çiziyor. Kilit argüman, İran gibi direniş gösteren ülkelerin yanında diğer Müslüman devletlerin neden destek veremediğini sorgulaması ve bunun sorumluluğunu bağımlılıkta aramasıdır. Ancak yazar entelektüellerin bir 'uyanış' başlatabileceğine umut bağlarken, bu umudun ne kadar gerçekçi olduğu açık değildir—yazarın kendi analizi devletlerin bu kadar derinden kontrol altında olduğuna işaret etmiyorsa bu fırsat ne kadar olanaklıdır?
Emperyalizmin tuzağına düşen Müslümanların içinde bulundukları vahim durumun sonuçları ortada. I. Dünya Savaşı'ndan beri emperyalizmin uyguladığı yöntem Müslümanların etkisiz kılınması için parçalanmasıdır. Osmanlı Devleti'nden koparılan güney toplulukları için İtalyan ve Fransızların düşüncesi iki devletli bir yapının oluşumunu sağlamak. Mekke ile Medine'yi içine alan uhrevi, onun etrafında bir diğer devlet. İngilizler bunu kabul etmiyor, daha küçük parçalara bölünmesi gerektiği düşüncesindedir. Başlangıçta ise İngilizlerin Mekke Şerifi'ne Adana'ya kadar büyük bir toprak vaadi vardır. Savaş bitince o sözlerini hiç vermemiş gibidirler. Mekke Şerifi daha sonra perişan olarak ortadan kaldırılıyor.
Arap Baharı emperyalizm dalgası sırasında on altı küçük parçacık devlet oluşturma düşüncesi vardı. Bunları daha önce de yazdık. Anımsatmada yarar var. Ne yazık bu millet belleğini yitirmiş, dalgalara kapılmış savrulup gidiyor. Emperyalizm dalgası sonrasında coğrafyanın ne durumda olduğu görülüyor.
Arap ülkelerinin tamamı iyice bağımlılaştırıldı, bağlandı ve köle konumuna düşürüldü. Egemen emperyalizmin buyruğu altında olmayı tercih etti. İmkânlarını onların hizmetine sundu. Topraklarını Amerika'nın bir toprağı hâline dönüştürdü. Hemen hepsinde üsleri bulunuyor, asla bağımsız bir harekette bulunamıyorlar. Türkiye de buna dahildir. Bugün Türkiye'nin tarafsız görünüyor gibi olmasının nedeni bağımlılığıdır. Diğer Arap ülkeleriyle birlikte hareket etmesinin nedeni de budur.
Yanı başımızda süren bu vahşi savaşta, bu halkın Müslüman yanında olunması gerekirken tamamen uzak durma, ilgisiz kalma gibi bir durumda seyrediliyor. İnsan olarak bu halka yardım eli bile uzatılamıyor. Uzatılamıyor çünkü üzerindeki baskılar, emperyal tedirginlik ya da NATO gibi bir kurumun bu topraklara konuşlanmış olması ayak bağları engelleyicidir.
İran bir başına büyük bir direniş içinde. Allah'ın kendilerine sunduğu lojistik konum, gerek yeraltı ve gerekse yer üstü imkânlar güç ve fırsat veriyor. Komşu ülkelerden bir ikisi bu güç birliğine dahil olsa savaşın seyri anında değişir. Emperyal Amerika, bu durumda bile bir an önce buradan kaçma düşüncesine gelmiş durumdadır.
Başladıkları işi yarım bırakmaya niyetleri yok. Büyük bir yıkım oluşturmadan çekilmezler. İran biraz daha destek bulsa İsrail'i yerle bir ederler. Ne yazık ki Müslüman ülkelerin yöneticileri öylesine bağımlı durumdadırlar ki kıllarını bile kıpırdatamıyorlar.
Umut; düşünebilen, sorunu temelden kavrayan entelektüel kesimlerin bir uyanış başlatmaları, yöneticileri ve halkı da etkileyecek bir dalganın oluşumunu sağlamalarıdır. Yöneticilerden umut kesilmiş ne yazık ki. Bir kıpırdanış olduğu da gözlemleniyor.

4