Bakan Tekin'in Cumhurbaşkanı'na söylemedikleri

Milli Eğitim Bakanı'nın okul şiddetini din düşmanlığı ile çerçevelemesi, paralel yapı endişesini meşru bir kaygı mı yoksa gerçek sorunlardan kaçış mı haline getiriyor?

Akif Beki
Bugün
5
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, okullardaki şiddet olaylarını tartışırken Bakan Tekin'in muhalefeti din düşmanlığıyla suçlamasını, tarikat ve cemaat işbirlikleri konusundaki meşru endişeleri gözardı etmek olarak değerlendirir. Yazarın temel iddiası, FETÖ travmasının henüz atlatılmadığı bir ülkede, dini kurumlara aşırı yakınlaşmanın eleştirilmesinin aslında din düşmanlığı değil, paralel yapı endişesi olduğudur. Ancak bu yaklaşım, dini değerlerle çocuk güvenliğinin birbiriyle çatışması gerekip gerekmediği sorusunu yeterince açığa çıkarıyor mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından okul saldırılarının ciddiyeti ve karmaşıklığını kavradıkları anlaşılıyor. Basite indirgemeden, çok yönlü bir tedbir paketi hazırlayacaklar.

Bir şey daha anlaşılıyor...

Cumhurbaşkanı, okul saldırılarında muhalefetin aklına hemen iktidarın sorumluluğunun gelmesini ve okullarda Ramazan etkinlikleriyle milli manevi bir gençlik yetiştiren vakıfların hedefe konmasını eleştirdi.

Demek ki Bakan Yusuf Tekin tarafından böyle bilgilendirilmiş. Nasıl dedi, bilmiyoruz. Şöyle mi dedi acaba:

Efendim, hiç ilgisi yokken okullardaki şiddet olaylarından dolayı muhalefetin aklına nedense Milli Eğitim Bakanlığımız geliyor. Çünkü 24 yıllık AK Parti iktidarından 3 yıl önce devraldığım okullarda Cadılar Bayramı ve noel kutlamalarını yasaklayıp Ramazan etkinlikleri başlattım. Din ve değerler eğitiminde tarikat, cemaat vakıflarıyla ortak program yürütüyorum. CHP'nin şahsıma husumeti ondan. Altında milletin değerlerine, cemaat ve tarikatlara düşmanlık yatıyor. Milletin çocuklarına din iman anlatmayalım istiyorlar. Kavgaları şahsımla değil, din ve deĝerlerimizle...

Bakan Tekin, neden çok tepki çektiğini Cumhurbaşkanı'na yanlış, yanıltıcı mı sunuyor Olduğu gibi yansıtıyor mu Ne dediğini bilemesek de sonuca bakarak ne demediğini anlayabiliriz.

DİN DÜŞMANLIĞI DEĞİL PARALEL YAPI ENDİŞESİ

Milli Eğitim'in cemaat ve tarikatlarla işbirliğine şüpheyle, önyargıyla bakılmasının nedensiz olmadığını... Yakın geçmişte yargı, emniyet gibi eğitimde de kadrolaşan bir paralel yapılanmanın ülkeye korkunç belâlar yaşattığını, milletin o travmayı henüz atlatamadığını, ders alındığını da göremediğini... Vergisini paralel yapılara değil devlete verenlerin, çocuklarına eğitimi de devletten beklediğini... Cemaat ve tarikatların devletle ilişkilenmesinde aynı hataların tekrarlanıp yöneticilerin yine aldatılmasından endişe edildiğini... Okullarda tarikatların mürit, cemaatlerin militan devşirmesinin ve çocuklara cemaat marşı, andı okutulmasının istenmediğini... Dini istismar eden bir terör örgütünün Bursa'da, İstanbul'da polisle çatışmasının bu aşırı duyarlılık ve güvensizliği daha da büyüttüğünü... Toplumdaki rahatsızlığı anlamak ve kaygıları gidermek yerine din düşmanlığı, tarikat ve cemaat düşmanlığı gibi göstermenin ucuz popülist çarpıtma olacağını söyledi mi meselâ

Tekin dedi mi ki; doğrudan şaşıp yalan ve karalamayla kendini savunma ucuzlukları çocuklara en iyi örnek, rol model olması gereken Milli Eğitim Bakanı'na yakışmaz.

Yine dedi mi ki; muhalefet okullarda temizliği sorsa CHP'li belediyelerden gelen pis kokulara bakmaya çağırdım. Beslenmeyi sorsa belediye konserlerinin parasına, güvenliği sorsa din düşmanlığını bırakıp asrın hırsızlığının hesabını vermeye getirdim. Kendim yargıdaki tartışmalı iddiaları kesinleşmiş gibi tepe tepe kullanırken muhalefeti halkın sorunlarını konuşup siyasete âlet etmekle suçladım, başka ne edecektiyse. Lanlı lunlu azarlamak yerine uyarı ve önerilere kulak verip görevimi savsaklamasam, okulların öncelikli sorunlarına odaklansam, eleştirileri de klas cevaplarla karşılasam bunca tepki çekmezdim.